Galiba mühim olan birine her şeyi tüm açıklığıyla söylemek ve onun hakkında her şeyi öğrenmek değil, birbirinin zaaflarını, korkularını bilip dürtmeden, yaralamadan, kanatmadan, kabullenmeyi becermek. Şu hayatta hepimizin istediği omzumuzda sıcak bir el ve kulağımızda yumuşak bir ses: "Geçecek".
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dalgalar kayaları dövüyor , rüzgâr saçlarımızı okşuyordu. Uzaklardan geçen bir gemi uzun uzun düdüğünü öttürdü. Denizciler ölmemişler, diye geçirdim içimden , ölmeyecekler. Başımı göğe kaldırdım. Güneşin rengarenk ışıkları gözlerimi kamaştırdı. Bir çiçek dürbününden seyreder gibi gözlerimde yaşlarla baktım dünyaya. Dünya , ah dünya, bu ne zor , bu ne güzel , bu ne muhteşem bir rüya.
Kulağına yaklaştım ve "Burası dünya " diye fısıldadım. " Hem tatlı hem ekşi , kekre bir rüya. Burada herkes kâşif sayar kendini, birbirinin bahçesine girer, iz bırakayım derken talan eder. Onları sev ama tutunmaya çalışma. Yalnız kalmaktan korkup kendi bahçende kaybolma.
"Senin yaşadığın yerdeki insanlar, "dedi Küçük Prens , " aynı bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ve yine de aradıklarını bulamıyorlar."
...
"Aslında aradıklarını tek bir gülde ya da bir avuç suda bulabilirlerdi..."