José Saramago'nun ilk olarak "Körlük" kitabını okuyup çok beğenmiştim. "Görmek" kitabı devamıdır. Ama aynı heyecanını alamadım. Uzun uzun hiç bitmeyen cümleler... Virgüllerle dolu bir kitap. Yazar virgül koydukça siz de bir virgül ekleyip başka şeyler düşünmeye başlıyorsunuz ve okuduğunuz yeri tekrar başa almak zorunda kalıyorsunuz. Okuması güç olan bir kitap oldu benim için.
Sınırlar kendimizi tanımlar. Kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı belirler. Sınır, benim nerede bittiğimi ve bir başkasının nerede başladığını görmemi sağlayarak bana sahip olma hissi verir.
Bu kitapla keşke daha önce tanışsaydım. Kitapta verilen örneklerin çoğunda kendinizden bir parça buluyorsunuz. Nerede, ne zaman evet ve nasıl hayır dememiz gerektiğini anlatıyor. İnsanlara sınır koymakta zorlananların mutlaka okuması gereken bir kitap.
En büyük mutluluk, kişiliktir. Bu aralar siz de benim gibi kalbiniz ve mantığınız arasında gidip geliyorsunuz mantığınızı dinlemeniz gerektiğini anlatan müthiş bir kitap. Ve mutlu olmak için tek gerçek biziz. Mutlu olmak bizim elimizde.
Sanki olaylar yaşanırken bir köşede izliyor gibiydim. Genç yaşta alzheimer tanısı konan bir adam ve her gün ona aşkını hatırlatan bir kadın. Sanırım bir süre bu kitapta ve etkisinde kalacağım.
Macide'nin Ömer'e yazdığı mektupta kendimi gördüm. Ömer karakteri ne sevgisine sahip çıkabildi ne de evliliğine. Başta sevgisiyle her şeyi sırtlayabilecekmiş gösterilen karakter sonunda tam bir pişmanlık.