Türk Edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan İlk psikolojik roman örneği olan Eylül romanı okuduğumda çok beğendiğim bir kitaptı Suat ile Süreyya'nın aşkı ilk başlarda çok güzel ve çok naifti çok beğendiğim bir çifti ama sonradan yaşananlar beni çok etkiledi. Kısaca değineyim Suat (Kadın) Süreyya ise (Erkek) bu ikisi evli bir çiftler Suat'la Süreyya yaşadıkları hayattan çok bunalırlar ve uzak bir yere bir yalı'ya yerleşirler aile dostları Necip de onlara ziyarete gelmeye başlar bir süre sonra Necip Suat' a aşık olur aşkından ızdıraplar çeker ve bu yasak aşkından dolayı büyük bir üzüntü duyarçünkü Süreyya onun arkadaşıdır ona ihanet ettiğini düşünür ve bir süre sonra Suat Necip'in ona aşık olduğunu öğrenir Aslında Necip evlenmeyi düşünmeyen birisidir ama Suat'la Süreyya'nın evliliğine bakınca acaba böyle mutlu sevgi dolu evlilikler var mıdır ? diye düşünmeye başlar acaba evlenirsem karşıma Suat gibi bir Kadın çıkar mı ? der kendi kendine ve Suat'a büyük bir aşkla bağlanır ve kendini bu aşkın pençesinden kurtaramaz.ve hastanelik olur Suat yanına gelir konuşur ve giderken eldivenini Necip gizlice kendini tutamaz ve alır. Suat kaybolan eldivenini Necip'in yastığının altında bulur .Necip iyileşir sağlığına kavuşur ve yalıya döner. Aslında döndüğü yer Yalı değil Suat' tır Necip tekrardan aynı acıları yaşamaya devam eder.ve bu şekilde günler, aylar ,yıllar geçer gider Ve Eylül ayı gelir Eylül ayı Suat için kadınlığının sonbaharı dır .Suat evlilikte aradığı huzuru bulamayacağını anlamıştır. Necip ise mutlu olacağı kadına kavuşamamanın acısı içindedir . Süreyya ise eski eve yani köşke dönmeye karar verir Suat buna karşı çıkmak istese de engel olamaz ve köşke dönerler Köşkte yaşamaya kaldıkları yerden devam ederlerken aniden birgün yangın çıkar herkes dışarı çıkarken Suat