Lise birinci sınıftayken Edebiyat Hocamız okumak için vermişti. Ve bu kitabı okuduktan sonra kitaplara bakış açım değişerek, iyi bir kitap okuyucusu olmak için çabalamam gerektiğini öğretti bana bu kitap. Ve yıllar sonra üyesi olduğum @dipodakitapkulübü sayesinde tekrar okudum. Dikkat biraz kitabı ayrıntılı açıklamış olabilirim.
Büyük Buhran döneminde geçen olaylar, olaylar dizisi.. Kitabı okurken;
1. Aile kavramını, toplum yapısı ataerkil olmasına karşın ailenin anaerkil olarak var olduğu, annenin aileyi bir arada tutmak için ne çabalar verdiği gösteriliyor.
2. Kapitalist sistemin insanlara neler yapabileceğini, toprağını bırakıp nerelere nerelere gitmek zorunda kaldığını, kaplumbağa gibi evi sırtında taşıma moduna geçirttiğini okuyacaksınız.
3. İnsan ne yaşarsa yaşasın, bilinçaltı hayatta kalma iç güdüsü ile doludur. Adalet sistemin de olduğu gibi ilk hak, yaşam hakkıdır. Burada yaşamak isteyen insanların nelere göğüs gerebileceğini, ağlayıp yine de güzel kıyafetlerini giyip törene katılabileceklerini göreceksiniz.
4. Ailede işe yarayan bir çocuk vardır mutlaka. Burada da Tom karakteri tam da evinizde olsun isteyeceğiniz, -okurken kardeşime benzettiğim :)- fedakar, ince düşünceli, sorumluluk sahibi bir bireyken bir de ailede yine vefasız bir evladın olması olarak haylaz Al karakterini göreceksiniz.
5. Rose of Sharon ise annesinden sürekli paylanan, kadının yine bulunduğu konumu bizlere gösteren bir karakter.
6. Betimlemeleri kitapta çok bulabilirsiniz ama ben sıkılmadan ve gözümde canlandıra canlandıra, sanki o karakterlerle yan yanaymışım gibi okudum.
İyi okumalar dilerim.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma
Etkileyici ve sürükleyici bir roman.
İnsan tarihine, insanlığa güzel dokunuşları kendi dilinde aktarabilmiş bir yazarın kitabıdır.
Okurken bir insanın kokusunun olmamasının ne demek olduğunu düşünürken bulabilirsin :) Ve bu uğurda yapılanlar mantığına yatacak mı bak bakalım.
Ayrıca kitabın çevirisi çok iyi.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
"Bütün yanlışlarım, bütün gözden ve elden kaçırdıklarım, tutabildiklerim ve benim kıldıklarımla bir hayat yaşadım ve ben olmaktan, iyi kötü, ama böyle olmaktan en sonunda hoşnutluk duymaktayım. Garip bir bilgelik, güçlülük, yılmazlık duygusu var içimde. En sonunda ele geçirmeyi başardığım bir özgüven."
İnci Aral, belli bir hayat tecrübesinden sonra insanın hayatını sorgulamasını, yaşadıklarını açıkça yeniden gözden geçirmesini, devam etme içgüdüsünü güzel bir dille anlatıyor.