Selim Üstüner

Selim Üstüner
@SelimUstuner
Z <3 11.06.2026 Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Osman Gazi Hân için, gün ve mesele, bir tek istekten ibarettir ve bu da, Bursa'da, gümüş kubbenin altında son uykusuna yatmaktır, haşre orada uyanmaktır. Sungur'un bu yolculukta sezdiği, sezgiden gelecek, sanki bir tek fazlası, anladığı ve inandığı budur: Önce İnönü'de konaklıyorlar. Sonra, şafakla, sabah namazını kılar kılmaz yeniden yola koyuluyor ve İtburnu’na varıyorlar. Orada, Ede Balı'nın tekkesine iniyorlar. Tekke, yıllar ve yıllar önce ilk gelişlerindeki bakımı ve canlılığı bulmuştur. Onları, başta tekkenin şeyhi, Ede Balı'nın oğlu, Alâaddin'in mürşidi, Gazi Hân’ın kayını Mahmud karşılamıştır. Gazi Hân, musafahânın hemen ardından, Mahmud’a: - "Sen Sungur kardaşıma bak" diyor. Ve arkalıksız tahta merdivenden çıkarak, doğruca, ilk gelişinde gecelediği odaya gidiyor. Gazi Hân, şimdi, Malhun Hatun'u ilk gördüğü pencerenin önündedir. Zümrüd Anka’sını ilk gördüğü bahçeye bakmaktadır. Ve, Gazi Hân, orada, elinde bakraçla, Malhun Hatun’unu ilk gördüğü gibi görmektedir; kendisi de Zümrüd Anka'sını ilk gördüğü zaman nasılsa öyle olmaktadır. Gazi Hân, o odada, duvarında Kur'an kesesi asılı.. babası Ertuğrul Beğ Gazi'nin ayakta sabahladığı odada, lâmbalığında Bizans ve Selçuklu sikkeleri bulunan odada geceliyor. Ve, Gazi Hân, o odada yalnız Malhun Hatun'un ilk görüntülerini değil, Orhan Beğ oğlunun bastıracağı sikkeleri de düşlüyor.
Sayfa 364
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nilüfer hatun Orhan Beğ’e bir oğul, Gazi Hân’a bir torun vermiştir. Gazi Hân adını Murad koyuyor… Ömrünün en büyük, en kutsal murâdını bulmak istercesine.
Sayfa 363
Doğru; Dünyâ büyüktür… Çok, çok büyüktür. Fakat bir ömür için, bir TEK İNSAN içindir bu büyüklük. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil! Dünyâ’nın böyle amaçlara, inançlara, ülkülere açık olduğu dönemler vardır... ...”Dünyâ böyle bir dönemdedir; Dünyâ öyle bir soy, öyle bir amaç, öyle bir inanç, öyle bir ülkü beklemektedir.”
Sayfa 352
"Dünyâ'yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür, oğul. Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor, sonra da Dünyâ’yı çok büyük görüyoruz."
Sayfa 352
-“Güvencimsiniz Övüncüm olun, Allah’a güvenin; yapıp ettiklerinizle övülün, övünmeyin...”
Sayfa 345