“ Bizi bir de bu acımak mahvediyor albayım. Başkalarına acımakla başlayan bu tehlikeli duygu, her zaman kendimize acımakla son buluyor. Kendimize acımaktan başka işlere zaman kalmıyor.”
İçinde öyle bir duygu vardı ki, sevginin hiç daha bu kadındaki kadar görkemle karşısında dikildiğini görmemişti; kadının uzun boyu, hayatla dolup taşan sarışınlığı ve güler yüzlülüğü Mariabronn manastırındaki ilkgençlik yıllarında ruhunda taşıdığı annesinin görüntüsünü anımsatıyordu.
…en büyük acıyla en büyük sevincin dışavurumları arasında tıpatıp bir benzerlik saptadım. Sizin heykelinizde de bu düşüncem doğrulandı. Meryem Ana’nın yüzünde o ne büyük acı! Öte yandan bütün bu acı sanki bir mutluluğa, gülümsemeye dönüşmüş.