Arabanın arka koltuğunda uyuyup yatağında uyanmak, eve son kez anahtarsız girmek, bir sokaktan son kez geçmek, birine son kez sarıldığımızı bilmeden vedalaşmak, en sevdiğimiz oyunu son kez oynamak, anne ve babamızın ellerini tutarak yürümek,bayram harçlığı almak... Biten her şey yeni bir başlangıca yer açmak için sessizce kenara çekilir. Bugün elinde tuttuğun şeylerin kıymetini, onlar henüz birer anıya dönüşmeden bilmek mümkün mü ?
"Belirli bir zamanda, arkamızda bir kapı kapanır, kapanır ve bir şimşek hızıyla kilitlenir; geri dönecek zaman kalmamıştır.."
Bu şaheser, 1939-1940 yıllarında 2.Dünya Savaşı'nın en ateşli zamanlarında yazılmış, 1949 yılında Fransa'da ki çevirisiyle beraber dünyaca ünlenmiş olup günümüze kadar etkisini sürdüren bir baş yapıt ve bu baş yapıtın sahibi İtalyan Dino Buzzati.
Dönemin koşulları sebebiyle yayınevi tarafından adı değiştirilen ve belki de iyi ki değişmiş diye düşündüğüm Tatar Çölü ve bu çölün gizemine kapılıp yıllar boyu süregelen bir bekleyişin "artık bir şeyler olmalının" adı altında belki hiçbir zaman gerçekleşmeyecek, gelmeyecek olanı beklemenin vücut bulmuş haliydi Giovanni Drogo.
Hepimizin hayattan beklentisi olarak geleceğe dönük iyi bir şeyler olmalının umuduyla tutunduğumuz yaşamımızın aslında şu andan ibaret olduğunu unutup hayallerimizi, beklentilerimizi, umutlarımızı bir rutinin bir bekleyişin bir eylemsizliğin konfor alanımızdan çıkmayışımızın içerisinde erittiğimiz zamanın acımasızlığını yüzümüze bir tokat gibi çarpan varoluşsallık..
Giovanni Drogo Bastia Kalesi'ne yeni atanmış ve bu kalenin kuzeyinde tatar çölü bulunan bir subaydır. Bastia Kalesi İtalya'nın kuzeyinde tabiri caizse kuş uçmaz kervan geçmez kimsenin önemsemediği bir yapı olduğu gibi kale kendi içerisinde sistematik bir şekilde düzeni olan ve bu düzene de baş karakterimiz olan Giovanni Drogo'nun da içinde hapsolup gittiği bir alışkanlığın yeridir.. Tüm burada bulunan askerlerin kuzeydeki çöl tarafından bir saldırı olacağına dair inandığı bekleyişin, umut etmenin adıdır. İlk zaman diliminde burada kısa bir süre kalacağını düşünen sonrasında odasında ımıl ımıl damlayan suların sesi, her gün aynı yüzler, aynı talimatlar, aynı kurulan cümleler, sohbetler onu rahatsız etmeyecek
Ülkeme dönmenin yollarını arayacak ve herkesi çok özleyecektim, özellikle de babamı... hayatım boyunca tanıdığım en kibar, en şık adamı. Hep hüzünlü bir gülümseyişle bakan babamı...