Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu kitap aynı anda bir çok şey olmak istemiş her şey birbirine girmiş. Herkesin çok övdüğü ve 2020 yılının en iyi romanını önyargıları bir kenera bırakıp okumak bir şans vermek istedim. Tam da 2020 gibi bir kitaptı diyebilirim.
Eve kapanmış insansız ve kendi düşüncelerinize dalmış acaba paralel evrendeki hayatımda ne yapıyorum diye düşündüğünüz bir boşlukta süzülen düşünceler kitap olmuş. Ünlü filozofların güzel cümleleri serpiştirilmiş ve sakın umutsuzluğa kapılma başka bir yolu mümkün mesajını gözümüzün içine sokmuş yazar.
Günümüzde bu kadar çok paralel evren, çoklu evren içeriği tüketmişken nasıl bu kadar iyi bir yere konumlandı bu kitap anlamıyorum. Çok fazla tekrar vardı. Kızın pişmanlıklar kitabını ezberledik neredeyse, tabii ki sonu da tatmin etmedi ve beni etkilemedi. Benim için pandemi senesi gibi bir kitaptı, kasvetli her gün aynı umutsuz ve boş düşünceler... Elbette altını çizdiğim güzel cümleler vardı (filozoflara ait) bu kadar çok felsefi düşünce ve alıntı yapıyorsan okuru düşünmen gerekir. Anladık baş karakterimiz çok donanımlı. Müzik, felsefe, spor, satranç, doğa bilimcilik bunların yanı sıra genel kültürü çok yüksek (bunu şuradan anlıyoruz her kelimenin anlamını söylüyor veya düzeltiyor içinden ya da dışından) yazarken bile yoruldum ya bu kadar çok şeye birinin ilgi duyması ve depresif olmaması mümkün mü okurken bunaldım. Her evrende antidepresan kullanan intihara meyilli baş karakterimiz bize umut aşılamadı maalesef. Kütüphaneci kadın metaforu iyi güzel çocukken unutamadığı bir anda yanında olan biri ama kitabın sonunu neden onunla bitirirsin ki ve bazı ikonik cümleler bulduğunu düşünüp farklı fontla yazılması çok komik geldi hadi bende yazıyorum bir tane "yaşamaktan vazgeçme çünkü yaşayınca anlar insan" işte şimdi