Benim tek bildiğim, bir şey bilmediğimi bilmektir..
Çeviri kitap okumanın en büyük handikaplarından birisi anlatılmak istenen fikrin ya da konunun anlaşılması için kullanılan kelimelerin bunu en iyi şekilde ifade edebilmesidir. Konu Felsefe gibi daha soyut düşünmeyi gerektiren bir düşünce alıştırması ise ve elimizdeki metin 2500 yıllık bir metinse, okuduğumuzu doğru anlayabilmek oldukça önem kazanıyor. Bu nedenle özellikle felsefi metinlerde iyi çevirileri tercih etmek gerekiyor. Ben Devlet Kitabını – İş Bankası yayınlarından okudum.
Platon’un Devlet kitabı Orta ve Geç Dönem eserlerinden birisidir, yani düşüncelerinin artık şekillendiği, olgunlaştığı ve son halini aldığı bir akıl ile kaleme alınmıştır. Pek çok din felsefesi kitaplarına da kaynak oluşturmuş ve özellikle Platon’un İdea lar kuramı anlamı dışına da çıkarılarak farklı yorumlarla kullanılmıştır.
Felsefe’nin düşüncenin bir akışı, bazen ve çoğunlukla da tez ve antitez kavramları ile ilerlediğini düşünürsek, bu tarz temel metinlerin kendisinden sonra gelen bilginleri ve felsefi düşünceleri etkilememesi olanaksız. Descartes’in kavranan dünya, görünen dünya kavramları ve pek çok dinde ölüm sonrası dünya ile içinde yaşadığımız dünya kavramlarının da yorumlanmasında Platon’un Devlet kitabında detaylı olarak anlattığı Mağara Alegorisi’nin etkisi olmuştur.
Kitabın içeriğindeki düşüncelerin ne kadarlık kısmının Platon’un kendi düşünceleri olduğundan emin değiliz. Platon’un bütün eserlerinde bir Tanrı gibi konuşturduğu ve genellikle insanları, bildiklerini zannettikleri hatta bildiklerinden emin oldukları şeyler konusunda şüpheye düşüren Sokrates’in fikirsel Devlet kitabının içeriğini yaratmış olması çok daha olasıdır.
Sokrates’in doğduğu yıllar Atina’nın, Sparta’nın ve tüm Yunan coğrafyasının başarılı savaşlardan