Yaşam, soğukkanlılıkla ve önemsemeden herkesin maskesini düşürür. Çoğunun bir kaç tane maskesi vardır. Bazıları bu maskelerden sadece birini kullanır; haliyle de kirlenir, irin toplar, buruşur bu maskeler. Bu gruptakiler tutumlu kimselerdir. Diğer gruptakilerse maskelerini sonraki nesiller için saklarlar. Diğer bir grupsa durmadan maske değiştirir. Ama yaşlandıklarında anlarlar ki onlara sadece bir maske kalmıştır ve o maske de çabucak eskiyip bozulacak, o vakit gerçek yüzleri son maskenin ardından gözükecektir...
Öteki dünya beni ne kadar ilgilendirir ki? Bu dünyanın bana göre olmadığını düşünüyordum. Bu dünya; hayasız, yüzsüz, dilenci kılıklı, bilgiç, serseri ve açgözlü insanlar içindi. Bu dünya, kasap dükkanlarının önünde bir parça et için kuyruk sallayan, dilencilik eden aç köpekler gibi yerle gök azmanlarından medet umanlar ve dünyayla ünsiyet kuranlar için yaratılmıştı...
Ben ayaktakımının arasında kayıp ve yabancı bir ırk olmuştum. Öyle ki eskiden onların dünyasının bir parçası olduğumu unutmuşlardı. Korkunç olan şuydu ki ne capcanlı ne de tamamen ölü olduğumu hissediyordum. Ne yaşayanların dünyasıyla bir bağım vardı, ne de ölümün unutuş ve huzurundan istifade edebiliyordum; yürüyen bir ölüydüm sadece.