Kitabı okumaya başladığımda yazar hakkında ya da Şili hakkında pek bir bilgim yoktu. Ancak okudukça bunun yalnızca bir roman değil bir anı, bir hatırlama biçimi olduğunu fark ediyorsunuz. Kurgu
Çok güzel bir hikaye kitabıydı. Beni etkileyen öyle bir hikaye vardı ki, biraz anlatmak istiyorum. İncelemem baştan aşağı spoiler olacak ama belki okumanız için bir sebep olmuş olur.
Dünyanın en acıklı hikayesi; yaşanabilecekken yaşanmamış bir hikaye.
Leyla bir mucize ama mucize olduğundan habersiz. Başkaları da göremiyor bu mucizeyi ‘Çünkü kendisinde göremediğini başkalarının görmesi bir mucize için bile fazla imkansız.’ Mucize olduğunu kendisi dahil tüm dünyaya gösterebilecek tek bir şey var, o da seven bir kalp.
Adam, adamın önemi yok. Adı yok sanı yok, bozuk bir arabası var sadece. Ha bir de dünyanın en şanslı kalbi olmak için, Leyla’nın sesiyle birlikte genişleyen bir kalbi var. Kalbi genişledikçe korktu, korktukça kaçtı. Adam hakkında bildiğimiz tek şey dünyanın en aptal insanı olduğu.
Adam kalbindeki boşluğu hiçbir zaman dolduramadı. Boşluk genç adamı içine aldı. Kendisini hastanede buldu, bir hastalık uydurdular adama, büyük ihtimalle depresyon. ‘Kalpte konumlanmış tanımlanamayan cisim’ diyemezlerdi ya. Genç adam hastanede son nefesini verdi. Leyla mı? Leyla da bir şeyler yaptı, yaşadı ve öldü işte ne önemi var?
Bu, dünyanın en acıklı hikayesi yüreğime oturdu. ‘Çünkü dünyanın en acıklı hikayesi, dünyanın en güzel kızını kimsenin tanıyamaması değildi. Genç bir adamın kimsenin anlayamadığı bir sebepten delirmesi de değildi. Dünyanın en acıklı hikayesi gerçekleşebilecek olanın, kaderin rüzgarı bir anda yön değiştirdiği için gerçekleşememesiydi ya da büyük bir hikayenin başlamadan bitmesi…’
Bu kitabı okumak beni birazcık zorladı. Noktalama işaretleri kullanılmamış, uzun anlaşılması zor diyaloglar var. Kitabın ilk yarısında ölümün işini bırakması ardından yaşanan kaos, politik bir çerçevede anlatılıyor. Yorucu olan bu ilk bölümü okuma sabrını gösterdiğinizde, ikinci bölümde bambaşka bir okuma tecrübesi yaşatıyor. Ölümün işini bırakmasının nedeni anlatılıyor. Oldukça çarpıcı bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.
"Ne de olsa aşk her şeyin mahvolması için güzel bir sebeptir."
'O anda Elia için Kayseri'nin de, o kasabanın da ne ifade ettiğini anlıyorum. Annesini istiyor o. Kendisine ve annesine onca hoyrat davranan babasından ve onu mezara kadar takip edecek olan HUAC lanetinden kurtulup, annesine sığınmak istiyor ama o anda bunun olanaksızlığını da anlıyor. Evi yıkılmış durumda, işte gözünün önünde harabe. Rüya yok olmuş...'
Elia ile YolculukZülfü Livaneli · Karakarga Yayınları · 202012,4bin okunma
Hoşçakal Zé;
Sana veda etmek öyle zor ki. Çok şey yaşadık birlikte, çok şey öğrettin bana. Dünya bazılarımıza gereğinden fazla acı veriyor.. Umarım hayal ettiğin hayatı kurabilmişsindir...
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,6bin okunma