Ben 25 yıl Amerika’da kaldım, mesela Los Angeles Times ile herhangi bir Türk gazetesini karşılaştıramıyorum. Orada okuduğum köşe yazıları ile burada okuduklarımı karşılaştıramıyorum. Karşılaştırdığım zaman katiyen profesyonel değil, bunu görüyorum. Mesela orada bir cinayet oluyor, cinayet haberini veriyor ama 7-8 gün sonra bakıyorsun 2-3 kişi çocukluğunu incelemiş, ana-babası ile buluşmuş, hapishanede kalmışsa bu adam hapishanedeki arkadaşlarıyla konuşmuş ve derinlemesine bir analiz yapmışlar hiç yargılamadan. Bu insan nereden gelmiş, bu cinayet neden olmuş anlayabiliyorsun. Böylelikle medya o toplumun eğitiminde önemli bir rol oynuyor. Yani, “ gözü kararan bilmem kim sekiz kere bıçaklayarak karısını delik deşik etti”nin ötesinde bir şey göremiyorum ben burada. Veya “ pis Amerikalılar, biz de kendi kolamızı çıkarırız, içeriz” yaklaşımı var ve bu gazeteci ağzında böyle bir ifade bulabiliyor.
O anda hissettiğim çaresiz öfkeyi hala hissediyorum, fikre cevap veremediği için siddete başvuran zorbalığa, bu zorbalık kimden gelirse gelsin duyduğum nefret hiç değişmedi.
O zorbaların hepsinin gizli çıkarları olduğunu, yazarların hesapsız cesaretinden ve dürüstlüğünden korktuklarını somut olaylarla görmüştüm.