Jack London bu eserinde dünyayı kasıp kavuran, insanlara ulaştığında onları kısa bir süre içinde öldüren, insan toplumunun biriktirdiği medeniyeti tek kalemde yok eden, insanı ilkelliğine ve ilkel çağlara geri gönderen, kızıl veba adında bir salgını ele alıp anlatmıştır.
Gerek Jack london'ın yaptığı nüfus tahminleri, gerek salgının insan psikolojisi ve davranışı üzerinde etkileri, gerek ne kadar hassas bir düzen içinde olduğumuzu oldukça iyi ortaya koymuş.
Çevirinin akışkanlığı okumayı oldukça zevkli hale getirirken, Jack London'un her zaman ki doğa anlatıları kitabın içine sizi çeken şey oluyor.
London'un birçok eserin de gördüğünüz gibi burada da hayatın sertliği, acımasızlığı, adaletsizliği, insanın doğa karşısındaki güçsüzlüğü çok kuvvetli bir şekilde vurgulanıyor.
Jack London'ın kaleme aldığı kızıl veba aslında yine Jack London'ın özlediği doğa ile yaşam ve vahşi yaşam kapılarını açan bir anahtar vazifesi görüyor. Jack aslında kendi içinde tuttuğu bir hayalini kızıl veba ile dışarı atıyor. İnsanların doğa karşı yaptıklarının cezasını çekmesini sağlıyor.
Günümüzde daha yeni bir salgının içindeyken mutlaka okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap.