Bu,Hasan'la izlediğimiz Hint filmlerinden biri olsaydı,tam da bu noktada dışarıya fırlar, yalınayak, sağa sola su sıçratarak koşardım. Arabanın peşine düşer,durması için çığlık çığlığa bağırırdım.Hasan'ı arka koltuktan dışarıya çeker, gözyaşlarım yağmur damlalarına karışırken,ona üzgün, çok üzgün olduğumu söylerdim. Sağanağın altında kucaklaşırdık .Ama bu bir Hint filmi değildi.....
İnsanoğlunun içi sevinçten,umuttan pır pır eder de uçar,niye böyle içlerini kararttılar , niye içlerindeki ışıkları söndürüp sevinç,sevgi damarlarını kuruttular, niçin,niye böyle mahzun , üzüntülü,yalnız oldular?