Saatler ve takvimler, bize unuttuğumuz zamanı hatırlatmak için değil, başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumu düzenlemek için yapılmışlardır, böyle de kullanılırlar.
Harika bir şey olur, dönüp hayatına bakarsın ve onu dağ zirveleri gibi uzanıp giden bir talihli olaylar dizisi olarak görürsün.
Feci bir şey olur ve hayatın tekrarlanan üzüntülerden ibaret görünür.
Şimdi, geçmişi yeniden düzenler. Hikayeyi hiçbir zaman tam olarak anlatmayız, çünkü hayat bir hikaye değildir; olaylardan meydana gelen bütün bir Samanyolu’dur, biz içinden hep kimi takımyıldızları seçerek kim ve nerede olduğunuzu bir kez daha anlayıp belirleriz.
Kapitalizm hasetten beslenir. Reklamlarla sunulan “siz her şeyin en iyisine layıksınız” fikri ben en iyisine layığım algısının gizlenmiş ifadesidir. Bu ifadenin amaçlı insanlardaki haset duygusunu harekete geçirerek onları sürekli bir tüketim köleliğinin içine sokmaktır.