Dilimiz yok, mefhumları tanımıyoruz, ne Aristo'yu bilenimiz var, ne de Eflatuniye mektebini. Önce diz çöküp okumak, anlamağa çalışmak, sonra da, ömrümüz kifayet ederse ve becerebilirsek, yapılan çalışmaları dilimize aktarmak. Belki bu sayede yıllarca sonra irfan kervanına katılabiliriz.
Ruhum saklı bir orkestradır; içimde hangi enstrümanların, hangi kemanların, davulların ve trampetlerin, ses ve gümbürtünün olduğunu bilmiyorum. Kendimi yalnızca bir senfoni olarak biliyorum.