Aynı bunun gibi sen de beni bu devamlı itiler ve çağıltılar,doymazlıklar düzeninde tutabildiğinden ötürü kutsallık ve erdemlilik adına ne yücelikler varsa erişmişsin demektir.”Bunlar” sendedir ya da…HAYATı başkaca nasıl güzel kılabiliriz ? Halbuki mesele bu da değil.Aslında benim senden hiç kopamayışım, sensiz dünyayı hafif buluşumdur bütün mesele!
Elinin tersiyle kesip atar mısın ya da merhametli bir erdem, bir yumuşak iç güdüyle sadece susar mısın, bilmek isterim. Bilinmez Freud Baba bile bilemedi, her kadında bir Kleopatra damarı vardır. Her erkekte bir Sezar ahmaklığı... Galiba özdeyişçiliğim tuttu gene. Çoğu zaman saçmalarım oysa. Saçmalamak bir zorunluk. Sevmem o kusursuz, o evliya görünüşlü kişileri.
Daha ne canım kızım? Dişine zar, boynuna ter olasım gelir. Gün yirmi dört saat seni düşünmek. Ne yüce, ne sonsuz bir duyu bu, bilir misin ki? Leith motive mi ne işte gâvurca bir söz var bilmem yabancı dili -Zaza, Kürt, Arap dillerini şiir gibi bilirim ya hergelelik hoşuma gidiyor olmalı!- onun gibi bir nen. Hayatımın en koyu ve belirli çizgisi, motifi, süregidecek tadı SENSİN canım. İnşallah anlatabildim!