Karakoç, aşkı yalnızca bir duygu olarak değil, insanın ruhunu şekillendiren bir kader olarak işler. Şair, burada “ulaşılamayan”ın çekiciliğini işler. Okur, dizeler boyunca Rosa’ya yaklaşmaya çalışır, ama her seferinde arada görünmez bir mesafe kalır. Her dize, bir gençlik fotoğrafı gibi; renkleri solsa da bakarken insanın içini ısıtır. Monna Rosa, ulaşılamayanın en güzel tasviridir; çünkü insan en çok, ona kavuşamadığını hatırlar. Şiirler 1 - Monna RosaSezai Karakoç
Zambaklar en ısssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.