Azıcık derin düşünmeyle, muhtemelen çoğumuzun söyleyeceği de budur. Biz hislerimiz miyiz? Hayır, biz hislerin kendisi değiliz, hislere sahip olan şeyiz. Biz, algılarımız mıyız? Aynı nedenle yine hayır. Yönelimlerimiz miyiz, karakterimiz miyiz? Eh, yine hayır -çünkü yönelimler, karakterler belirli şekilde davranma eğilimleridir; biz eğilimler değiliz, onun yerine bu eğilimlere sahip olan şeyiz. Aynı şekilde biz bilinç de değiliz, biz bilinçli olan her ne ise oyuz. Gelgelelim beşinci (gerçekte Milinda'nın ilk sıraya yerleştirdiği) öğe daha tartışmalı olabilir. Maddi öğe, diğer bir deyişle beden; bilinçli, yöne limleri, algıları ve hisleri olan şey olamaz mı? Aslına bakılırsa Nagasena'nın beden olup olmadığı sorulduğunda, Nagasena niçin öyle olmadığını söylemekte bu denli hızlı davranmaktadır?
Her ne yaparsanız yapın o en kanaatkar ve tembel deyişte, "herkes kendine göre haklı" deyişinde takılıp kalmayın. Haklılığı kazanmak o kadar kolay değil. Bilakis, George Berkeley'in (1685-1753) iğneleyici yorumunu ak lınızda tutun: "Pek az insan düşünür ama hepsinin kanaati vardır."