Yozo, insanlığın korkak yüzüne dair farklı bir perspektif sunan, keşke okuyup görmesem dediğim acılarla dolu bir kitap. Aynı zamanda, bu acıları okumak benim insanlığıma büyük bir katkı sağladı. Kahramanımız insanlığını yitirirken, aslında insanlığın özüne acılarla inerken bütün parçalarını okuyuculara dağıtıyor.
Yozo, çocukluğundan başlayarak insanlara karşı bütün bir güvensizlik hali ve korku içinde büyüyor ve bu karakterinin şekillenmesinde büyük bir etkiye sahip. Korkusundan dolayı asla kendi karakterini yansıtmamayı ve sahte bir karakterle sadece şaklabanlık yaparak insanları güldürmeyi, eğlendirmeyi başarıyor. Bunun acı yönü, sonrasında bu sahtelik benliğine işliyor ve kimseye karşı koyamayan, isyan edemeyen ve ters bir durumda fikrini bile belirtemeyen bir varlığa dönüşüyor.
Hayatını en olamayacak şekilde yaşayan Yozo, kimseyi kırmak, dökmek istemezken Anton'u oluyor ve her dokunduğu yerde bir hasar bırakıyor. Derin sulara atlayarak intihar eden sevgilisi, tecavüze uğrayan eşiyle onun hayat buhranı insanı çarpıyor.