EDAA

EDAA
@Senlikeda
Karşısındaki on birsuratın çizgileri farklı farklıydı, ama hepsinde ortak olan bir başka şey vardı. Ne renk, ne de biçimdi bu. Ama bir ortak paydaydı. İfadelerinde eriyen, suratları surat olmaktan çıkarıp oval biçimde boş et kümeleri haline getiren bir şey. Roark herkese hitap ediyordu. Ama hiç kimseye hitap etmiyordu. Hiçbir cevap alamadığını biliyordu. Kendi sözlerinin bîr kulak zarına çarpıp yankılanışını bile duyamıyordu. Sözleri bir kuyuya düşüyor, inerken kuyunun taşlarına çarpıyor, taşlar o sözleri durdurmayı reddediyor, bir başka taşa fırlatıyor, var olmayan dibi bulmaya yolluyordu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Çünkü insan vücudunun güzelliği, amaca hizmet etmeyen tek bir fazla kası bile olmamasından kaynaklanıyor. Bir tek çizgi bile boşa harcanmış değil. Her ayrıntısı bir tek fikre uygun, o da insan fikri, insanın hayatı fikri. Peki, gelelim binalara. Onların da bir mantığı ve bir amacı olmasını ve bunun böyle görünmesini niçin istemiyorsunuz? Neden binayı birtakım süslerle boğmak, amacını zarfına feda etmek istiyorsunuz?.. Hem de neden bir zarf istediğinizi bile bilmeden?
insan sonunda istediği yere vardığında, yolda başına gelenleri unuturmuş. Ama unutulmuyor. Geriye kalan bir şeyler oluyor.
Biliyor musun, bizim genel olarak insan ırkı hakkındaki düşüncelerimiz çok garip bir şey. O kelimeyi söylerken hepimizin kafasında belirginlikten uzak, pırıltılı bir tablo oluşuyor. Ciddi, büyük, önemli bir şey. Ama aslında bu konuda tek bildiğimiz, kendi hayatımız boyunca karşılaştığımız insanlar. Bir bak onlara. Gerçekten büyük, ciddi bir yanlarını görebiliyor musun? Öyle birini tanıyor musun?
"Eğer benim fikrimi istersen Peter, sen hatayı şimdiden yaptın," dedi. "Bana sormakla. Herhangi bir kimseye sormakla. İşinle ilgili konuları asla başkalarına sormayacaksın. Ne istediğini kendin bilmiyor musun? Nasıl dayanabiliyorsun bilmemeye?"
Sayfa 29·Kitabı okuyor