Uzun zaman sonra kitap okumaya Şermin Yaşarla dönmek iyi geldi.
Öyle tek sefere okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil; başucunuza koyun, mutsuz olduğunuzda içiniz daraldığında, umutsuzluğa düştüğünüzde açın okuyun. Kendi sihirli değneğinizi kendiniz yapın. Sihirli değnek dediysem öyle büyük mucizelerin gerceklesip sizi bulunduğunuz halden kurtarmasını da beklemeyin. Mesela yoğurdunuzu marketten almayın evde mayalayın, sonra da 'aaa ne güzel de sütü yoğurda dönüştürmüşüm, ben bu işi yapıyorum ya aferin bana' deyip kendinizi övün şöyle güzel bir. Ya da açın camınızı hafif esen rüzgar eşliğinde guguk kuşlarının 'kız dööktü, yağ dööktü' seslerini dinleyin . Mutfağa girin daha önce hiç denemediğiniz bir yemek yapın... gibi gibi bir çok şey.
Normalde mutluluk tarifi veren kitapları sevmem ve samimi bulmam fakat tarifi veren Şermin Yaşar olunca daha farklı oluyor, enerjisini bana geçiriyor. Sebebini de şuna bağlıyorum; sosyal medyada gördüğüm ve hissettiğim Şermin Yaşarla kitapta konuşan Şermin Yaşar aynı kişiler. Kendimce diyorum ki evet tarifi veren kişide bu işe yaramış demek ki isteyince tarif tutuyormuş.
Kitapta 2 farklı hikaye olduğunu biraz gec fark ettim. Bu iki farklı hikaye arasında bağlantı kurmaya çalışırken başlarda biraz zorlandım.
Hikayenin biri Kurtuluş Savaşı'nda arkadaşlarını kaybetmiş; yaşadığı için de kendisini suçlu, korkak hisseden ve bunun için kendini dış dünyadan mahrum bırakıp gül yetiştiren bir adamın hikayesi. Geçmişine ve özüne sıkı sıkıya bağlı ve savastan sonra ülkemize gelen Batılı anlayıştan habersiz yaşıyor.
Diğer hikayede ise tamamen yozlaşmış, modern olmaya çalışan, bir arkadaş grubunun yaşadıkları boşluk, anlamsızlık hissi..
Psikiyatrist, psikolojik gerilim serisinin ilk kitabıymış. Ben bunu kitabın ortasında öğrendim, isabetli bir tesadüf oldu yani.
Bir psikiyatri servisinde 7 numaralı odada, kendisini 'Kara Adamın' kaçıracağını ve işkence edeceğini düşünen bir hasta bulunuyor. Ayrıca kendisiyle ilgilenen psikiyatrisin de bu Kara Adam tarafından zarar göreceğini söylüyor. Ve gerçekten 7 numaralı odadaki hasta biranda gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor. Bence işin daha ilginç yanı; bu hasta, sadece kendisiyle ilgilenen psikiyatrist tarafından görüldü. Diger servis çalışanları böyle bir hastadan haberdar degil, kimse görmedi. Şimdi psikiyatrimize düşen görev hastasını Kara Adamın elinden kurtarmak ve kendisinin şizofren olmadığını iş arkadaşlarına ve emniyet güçlerine kanıtlamak...
Kitabın ortalarına dogru olan aşırı hayal ürünü olaylar beni biraz sıktı ama son bölümünü 'Aaaaa gercekten mi, yok artık daha neler, hmmmm demek ki bu olay bu yüzdenmiş....' gibi tepkilerle okudum. Inanılmaz müthiş bir kurguya sahip kitap. Serinin diğer kitaplarını da okuyacaklarım listesine eklendi.
Mustafa Kutlu ile yeni tanıştım. O kadar geç kalmışım ki.. Toplumsal konulara sade bir dille, sakin bir üslupla değiniyor.
Huzursuz Bacak kitabı da toplumsal bir eleştiri kitabı. Yanlış ve gereksiz batılılaşmanın, kapitalizmin ülkemize verdiği zararları gördükçe kıtlayan, huzursuzlanan bir bacağın öyküsü..