Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir sey.
"Daha anlatsana." dedim.
"Hoşuna mı gitti?"
"Hem de çok. Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hic durmadan laflamak isterdim "
"Benzinimiz yeter mi ki?"
"Yalancıktan doldurursak yeter.'
"Sen beni de öldüreceğini söylemiyor muydun?" "Başta söylemiştim. Sonra seni tersinden öldürdüm. Seni kalbimde doğurarak öldürdüm. Dünyada sevdiğim tek insan sensin.