Şu an içinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde bir salgına şahit oluyoruz. Ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde bu salgın hastalık yüzünden yüzlerce binlerce insan ölüyor. Bu ölümlere hepimiz şahidiz fakat çoğu zaman görmezden geliyoruz. Bu görmezden gelmezlik durumu bencilliğimizle birlikte katlanarak artıyor. Fakat etrafımızı saran ateş ergeç bizede temas ediyor. Bu defa bizim yardım çığlıklarımızı diğer insanlar duymuyor, görmüyor. Her geçtiğimiz an insanlığımızdan biraz daha uzaklaşıyoruz. Duymaz, görmez, hissetmez, halden anlamaz varlıklar haline geliyoruz.
Bu kitap nobel almış. Sonuna kadar bu ödülü hakeden bir kitap. İnsanların bencilliğne, açgözlülüğüne, duyarsızlığına ayna tutan bir kitap. Gücü elinde bulunduranların dünyamızı cehenneme çevirdiği, zulmün, haksızlıkların kök saldığı bir heyulayı anlatmış kitap. Kendi içersinde çok fazla mantık bütünlüğü var. Üzerine çok şey söylenebilir. İnsan denilen varlık herhalde yaşadığı olaylara çabuk adapte olan, onları kanıksayan, çoğu zaman korkak, bu korkalığıyla her zaman içinde bulunduğu fıırına odun taşıyan bir organizma. Kanıksamak, kabullenmek, şayet benim başıma gelmemişse gerisini boşver durumu bizleri her daim körleştirmiş. Karanlık büyümüş, çirkinlikler dört bir yanımızı sarmış,içinde olduğumuz halde cehennemi farklı boyutlarda arayıp durmuşuz.
Yine romanın verdiği mesajı kanıtlar nitelikte içinde bulunduğumuz salgına gelecek olursak, hastalığı tek engelleyici güç aşı. Bu aşıyı üretenler ise batılı ülkeler. Para kazanma hırslarından dolayı aşının üretimini artıracak adımları atmıyorlar. Aşıyı sadece kendi nüfuz alanları içerisinde kullanıyorlar. Halbuki dünyanın geri kalmış ülkelerinde ise hergün binlerce insan aşıya erişimleri olmadığı için hayatını kaybediyor.
Hayatla,