Hüner süsüm, bilgim madenim, aklım canım.Göz bebeğimden gerek öğrenmen bak bana doyasıca! hayat eli sopalı bir öğretmen.Siyah saç ak defterle geldin.Ak saç siyah defterle gidiyosun.Sen uyurken gülistanda ben diken üstüne yatmış acıyorum.
Derdim kadar olsaydı kuvvetim, benimle başedemezdi kasvetim.Kendini iyi bilen kötülere ne yarar ki benim iyiliğim.Kurudu iliğim.Uzak değilki malum sırrım feryadımın menzilinden.
Ne olur iyi bir haber gönder en tezinden. Kulaklarım dilimin müşterisi ezelden.Dediler yunusa bal dudaktan acı kelamlar etme demesi hayli kolay yaşamayanın bu dertle,Yunus çıkan fırtınada bir kırılan çiçek..
Zira, alemde küçük veya büyük diye bir şey yoktu. Bunlar insanların kendi açılarından baktıkları zaman küçük veya büyük oluyorlardı. Eğer öyle olmasaydı, azametli yıldızlardan bahseden, cennet ve cehennemin büyüklüğünü tasvir eden Kur'an-ı Kerim, aynı zamanda karıncadan, arıdan, sinekten ve örümcekten ve hatta bunlardan daha küçük şeylerden bahsetmezdi. İlâhî kudretin hâkimiyetinde bunların hepsi aslında birdi. Hatta madde küçüldükçe, üzerindeki sanat daha da büyüyor ve kudretteki büyüklüğü gösteriyordu.