Gülseren Gülşah

Zira, alemde küçük veya büyük diye bir şey yoktu. Bunlar insanların kendi açılarından baktıkları zaman küçük veya büyük oluyorlardı. Eğer öyle olmasaydı, azametli yıldızlardan bahseden, cennet ve cehennemin büyüklüğünü tasvir eden Kur'an-ı Kerim, aynı zamanda karıncadan, arıdan, sinekten ve örümcekten ve hatta bunlardan daha küçük şeylerden bahsetmezdi. İlâhî kudretin hâkimiyetinde bunların hepsi aslında birdi. Hatta madde küçüldükçe, üzerindeki sanat daha da büyüyor ve kudretteki büyüklüğü gösteriyordu.
Sayfa 290
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
𝑀𝑎𝑑𝑒𝑚 𝑘𝑖 𝑠𝑢̈𝑠𝑙𝑒𝑛𝑚𝑖𝑠̧; 𝑑𝑒𝑚𝑒𝑘 𝑘𝑖 𝑔𝑢̈𝑧𝑒𝑙 𝑑𝑒𝑔̆𝑖𝑙.
Ve kim biliɾ kɑç zɑmɑndɑn beɾidiɾ kɑlbimi öğütlüγoɾum. Duɾup duɾup ıssız γeɾleɾde “güçlü ol eγ kɑlbim, güçlü ol Dɑhɑ çok işimiz vɑɾ” diγoɾum.
Dal, ağlayan buluttan yeşerir, tazelenir. Çünkü mum, ağlamakla daha aydın bir hale gelir.
Sayfa 123 - Ba'b 480
Âlemde her şey, bir şey cezbeder. Sıcak sıcağı çeker, soğuk soğuğu. Aslı olmayan, aslı olmayanları çekmektedir, bakiler de bakilerden sarhoş olmakta. Cehennem ehli olanlar, cehennem ehli olanları cezbeder. Nura mensup olanlar, ancak nura mensup olanları ister.
Sayfa 115 - Ba'b 80