-Neler okuyorsunuz efendim?
+Kelimeler, kelimeler, kelimeler!
x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!
t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Muhtevanın ötesinde bizim kültürümüzde yemekte paylaşım kolektiflik var, bir var. Aile içinde, arkadaşlar lokantada, arasında, meyhanede bir birliktelik var. Esas onun kaybolduğunu görüyorum. Bireyselleşme başladı. Hiyerarşi ve statü nasıl steakhouse'larda temsilini bulduysa bireyselleşme de hamburger kültüründe temsil ediliyor. (…)
Demek ki yemek yeme kültürümüz bir yandan hiyerarşikleşirken bir yandan da daha bireyci ve formel hâle geliyor. Yemeğin toplumsal boyutu, toplumsallığı giderek azalıyor. Lokantalar da buna katkıda bulunuyor. İnsanlar lokantalarda daha az zaman harcıyor; mekân sahipleri özellikle "Bir an önce yiyip gitsinler," istiyor. Birçok esnaf lokantasında içeceğin yanında bardak bile getirmiyorlar. Her şey çok çabuk ve özensiz...
Devlet demek aslında hukuk sistemi demektir ama bizde ne hukuk sistemi ne okullar ne de din sokak kadar güçlüdür. Türkiye'de güçlü olan sokağın kendi gerçekleridir. Sebebi de Cumhuriyet'in başından beri devletin bir türlü kurumsallaşamamasıdır.
Yaşamınıza yön veren, sizi araç hâline getiren faktörler var. Korkular sizi kırılgan kılıyor, istemediğiniz birçok şeyi yapıyor ama öte yandan o yaptıklarınızı yapmak da istemiyorsunuz. Kaybolursa veya kırılırsa tüm yaşamınızı mahvedebilecek bazı şeyler var ve aslında ancak onlara sahip olmadığınızda rahatlıyorsunuz.
Bu kitap, keyifli ve kaliteli bir sohbete en ihtiyaç duyduğum bu günlerde bana ilaç gibi geldi. “insan ne için yaşar?" ve "yaşam sevgisi” gibi temel konularla birlikte, “bugünün dünyasıyla nasıl baş etmeli?" ve "geleceğin meslekleri ne olabilir“ gibi güncel konulara da değinen; sohbetlerde kitap, film referansları verilen ve son derece rafine tespitler içeren dahası sohbet havasını hiç bozmayan güzel bir söyleşi olmuş.
Özellikle çetin altan'ın bir yazısından yola çıktıkları "YAŞAM SEVGİSİ BİR KÜLTÜRDÜR" bölümü şahane.
Herkes herkesle ilgilenir, herkes herkese karışırdı ama aslında kimse kimsenin s.kinde değildi. Her birey, bir başkasının potansiyel ibretiydi bu ülkede...