-Neler okuyorsunuz efendim?
+Kelimeler, kelimeler, kelimeler!
x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!
t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Ceberut devlet ile güçlü devlet aynı şey sanılıyor. Her istediğini yapan, hukuk sistemini istediği gibi manipüle eden siyasetçiler güçlü devletin göstergesi olarak ele alınıyor. Halbuki tam tersidir. Güçlü devlet her şeyden önce kanunların herkese eşit uygulanmasını, oyunun kurallarının açık olmasını, saydamlığı gerektirir
Çocuklarımıza da öğretebileceğimiz en büyük hüner; mevcut bilgiyi eleme, seçme ve kullanma yeteneği. Bilgiyi arama, işleme, sentezleme yeteneği. Bir saman yığınında iğne arar gibi, doğruyla yanlışı nasıl bulup çıkarabileceksin; bu çok önemli bir hüner... Çok kişi bunu yapamadığı için komplo teorileri de günümüzde çok yaygın... Günümüzün meydan okuması işte bu.
Sadece okulda okumuş, onu da sınıfta çakmamak için okumuş, esasen okumayı sevmeyen, kurnaz, açıkgöz, hatta bir anlamda bile bile cahil kalmayı seçmiş insanlar. Bunlar aramızda. Hepimiz tanıyoruz onları.
Gerçekçi olalım, siyasetçilerin büyük kesimlere verebilecekleri bir vaat artık yok. Kavga bundan sonra hep sembolik noktalarda dönecek. Kutuplaşma bazlı, tansiyonu yükselten, duygulan sömüren, devamlı yeni düşmanlar yaratan, öfkeyi yöneten, sansasyona yönelen politikalar göreceğiz.
Haysiyetimizi ve itibarımızı korumak istiyoruz, yaşamımızı kendi isteklerimize göre kontrol etmek istiyoruz, ciddiye alınmayı talep ediyoruz ama korkularımız ve geçmişten gelen alışkanlıklarımız bizi kendimizi görmek istemediğimiz yerlere götürüyor, Yasal anlamda kölelik yok ama biz kendi kendimizi köle kılabiliyoruz.
"İnsan ne için yaşar?" diye sormuştunuz. İnsanın amacı bana göre, mümkün olduğu kadar bu köleliğe karşı çıkmaktır. Başka? Kendi sorumluluğunu almak; toplumun, başkalarının yargılarına mümkün olduğu kadar kulağını tıkamaktır. Manevra alanını genişletmek, korkularını yenmektir. İşte bunun için yaşarız.