“Ölmelerini mi istiyorsun?” Keskin bir nefes aldı ama cevap vermedi. Sorumu bir ifadeye dönüştürerek tekrarladım.”Onların ölmesini istiyorsun.”Dudaklarını sıkıca birbirine bastırarak başıyla onayladı.”Ölecekler,”dedim.”Başka ne istiyorsun ?”Cevap yoktu.
Özür dilemek, kendimi olduğu gibi bırakmak isterdim. Ne yazık bütün bunları gerçekleştirecek gücüm yok. Düğümler, istenildiği anda çözülmüyor. Bir söylemekle açılmıyor kapılar. Soracaklar, anlattıracaklar. Neden önce öyle diyordun da şimdi böyle... Beni gene çileden çıkaracaklar sonunda. Yenilginin bile tadına varamıyor insan. Bütünüyle teslim olmanın keyfini süremiyor. Olduğu gibi kabul etmiyorlar Selim’i. Geri dönmenin de çok formalitesi var. Önce bir pişmanlık dilekçesi vereceksin, inceleyecekler. On beş gün süresi var. Soruşturacaklar: eski bağıntılarını kopardı mı? Kitaplığındaki zararlı kitapları ayıkladı mı?