"Yeteneğiniz var, Ajar, ama kendinizle fazla ilgileniyorsunuz. Başkalarının acısıyla biraz daha çok ilgilenin; bu konuda daha yazılmayı bekleyen nice değerli kitap var. İnsanların boş yere acı çekmemesi gerek, yavrum. Olgun başaklara, biçilmiş buğdaylara ne mutlu! Kendinizden biraz uzaklaşıp başkalarının acılarıyla yetinin; destan yaratın, Pavlowitch, destan. 'Ben' fazlaca içtenci, sınırlıdır, çok çabuk tükenir; oysa insanlık bir konu madenidir, bir yazar için gerçek bir altın madenidir. Çevrenize bir bakın; birkaç Şili, birkaç Gulag, birkaç katliam, birkaç şiddetli işkence daha, bir de bakacaksınız büyük bir yazar olmuşsunuz, Ajar; onlar da bir hiç uğruna ölmemiş olacaklaг."
"Hadi, hadi, Yaradılış'ın sanatsal bir etkinlik olduğunu öğrenince şaşırdığınızı söylemeyin bana. Dehşetler, olağanüstü çeşitlilik ve zenginlikte acılar, ölüm ve dolayısıyla sürekli bir konu yenilenmesi olmasaydı, edebiyat da ilham kaynağı da olmazdı. Ne yapardık o zaman? Dünyanın yaratılması salt sanatsal amaçlarla ele alınan bir girişimdi. Şaheserlerin inanılmaz bolluğu da başarısını kanıtlıyor."
"Kırk yıldır yazıyorum. Artık kendim olmaktan çıkmıştım. Edebiyatın yerini tutacak bir uyuşturucu verdiler bana, kopuş aşırı şiddetli olmasın, yoksunluk çekmeyeyim diye. Hayatım boyunca edebiyatla uyuşturdum kendimi, bu yüzden ansızın gerçekle karşı karşıya kalmam tehlikeli olabilirdi."
“ "Doktor," dedim, ağırbaşlılıkla, "bu meselede benim önemim yok. Parayı, övgüleri umursamıyorum. Benim tek istediğim, kitabımı bütün dünyanın okuması."
İşte sağlam bir dayanak bulmuştum. Bu meselede benim önemim yok. Önemli olan kitabım. Yazarlara aldıran yok. Önemli olan, eserde sergilenen yetenektir.”