"Onlar ruhsuzdur, ne onurlu bir düşleri vardır ne de onurlu bir arzuları, bu ikisi de olmayınca bir adam nedir ki? Tanrım! Korkak herifin tekinden başka bir şey olabilir mi? Tek yaptıkları işlerine koşturmaktır, yüzlercesini görüyordum, ellerinde kahvaltılık bir şeyler, abonman kartlarıyla bindikleri o küçük trenlerine yetişebilmek için deli gibi koşuşturup ortalığı birbirine katarlar, çünkü treni kaçırırlarsa kovulacaklarından korkarlar; anlama zahmetine girmeye korktukları işlerde çalışırlar; akşam yemeğine yetişemeyeceklerinden korkarak evlerine koşuştururlar; arka sokaklardan korktukları için yemekten sonra evden çıkmazlar ve sevdikleri için değil de, bu dünyadaki bu küçük sefil koşturmacalarında onlara biraz daha güvence sağlayacak azıcık paraları olduğu için evlendikleri karılarıyla yatarlar. Başlarına gelebilecek kazalardan korktukları için hayatlarını sigortalatıp biraz da yatırım yaparlar. Pazar günleri de, öbür dünyadan korkarlar. Sanki cehennem korkak tavşanlar içinmiş gibi."
"Şurası muhakkak ki, bu savaştan başka hiçbir şey öğrenmediysek de, en azından merhameti, egemenliğimiz altında inleyen o akılsız yaratıklara merhamet duymayı öğrenmiştik."
"Yaşamın karanlık ve korkunç yanlarıyla hiç karşılaşmamış olanlar, neyin doğru olduğunu herkes kadar bilseler de, eziyet çekmiş insanların neler yaşamış olabileceklerini bilemediklerinden, kabalığım, yaşadığımız bu son felaket sırasında öfkeyle patlamam yüzünden beni suçlayabilirler. Ama gölgelerin içinden geçip, sonunda yaşamın temellerine kadar inmiş olanlar bana karşı daha merhametli olacaklardır."
"Ama o; onur yoksunu, ürkek, kansız, nefretle dolu insanlardan, ne Tanrı'yla ne de insanlarla, hatta bazen kendileriyle bile yüz yüze gelmekten korkan, yalancı marifetlerle dolu o zayıf yaratıklardandı."
"Bedenin gerisi olmadığı zaman, insanlığın duygusallığının temel dayanaklarından yoksun kalan beynin elbette sadece bencil bir akıllı varlığa dönüşmesi muhtemeldir."