"Türk siyâseti, gelecekte İslâm siyâsetinden daha kuvvetli olmak ihtimalini haizdir. Türkler, hemen bir diğerine bağlı olarak, 30-35 milyonluk büyük bir kavim teşkil etmektedirler. Rusya'nın ülke büyüklüğüne karşılık, siyâset erbabınca malum olan siyasî ve içtimai zaafı düşünülürse uzak bir istikbalde büyük bir Türk hükümeti tasavvur etmek belki sırf bir hayal olmaz."
"Bir içtimai heyetin cemiyet olarak ıslahı, o heyeti terkip eden fertlerin şahıs olarak iyileşmesine, feyzine bağlıdır. Ne zaman Türkler içerde ve dışarda şahsen yükselirler, kuvvetlenirler, maddeten ve manen, fikren ve ilmen kudret ve servet sahibi olurlarsa, gitgide bu Türk Devleti de o feyizlerinin meyvelerini görmeğe, toplamağa başlar."
"Ne türlü sebeplerle olursa olsun, tabip, davavekili, muharrir, saire bir gençler kütlesi, bir müddet Avrupa'da yetkinlik elde etmeğe çalıştıktan sonra, birkaç sene evvel bu zemine geldik. Az bir müddet içinde her birimiz bir meslekte ilerledik. Fikrimizi, ahvalimizi, muamelatınızı yakından tetkik eden insaflı Frenkler bile "Türk hakikaten diğer şark kavimlerinden müterakki, yüksek imiş, bir Avrupalıdan hiç aşağı kalmıyor, Şarkta doğan Avrupalılara ise tercih edilir" diyorlar. Hakkımızı, fazlımızı teslim etmeyen, idrak eylemeyenler yine olsa olsa içimizdendir. Çünkü şahıs itibarıyle alâyız; fakat cemiyet, içtımai kabiliyet bakımından henüz berbatız. Sebepleri farklı farklı olarak, aramızda daimi bir kötü nifaktır ki hükümrandır.
Fakat biz sebat ve metanet gösterirsek, bilhassa her birimiz mesleğimizde meziyetimizi göstermeğe çalışırsak, o kötü hissiyatın hiçbir zaman kurbanı olmayız, sonunda öğünülecek emelimize ereriz."