「 Serhat Şahiner 」

"Tarafların tümü aynı medeniyeti paylaşmıyorsa ve aynı medeniyete saygı duymuyorsa, çokkültürcülük yasalar aracılığıyla düzenlenmiş karşılıklı nefret ve cehalete dönüşür."
Sayfa 69 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
"... Bir koltuğa hem demokratik bir dirilişi hem de neo-liberal politik önlemleri sığdıramazsınız: Demokratik diriliş kahvesini, iktisadi liberalizm kreması olmadan servis etmek şarttır."
Sayfa 66 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
"Günümüz modern dünyasında birçok insan ya yaşadığı olaylardan ya da kaygılı bir ruh halinden kronik zehirli stres altında yaşamaktadır. Bedenin devamlı "vur ya da kaç tepkisi" içinde olması ve bundan dolayı da devamlı adrenalin ve kortizol üretmesi modern hayatın neredeyse bütün rahatsızlıklarına yol açan temel faktörlerdir. Enerji kaybı, her türlü fiziksel ağrı, konsantrasyon sorunları, kulak çınlamaları, uyku bozuklukları, depresyon, psikosomatik hastalıklar ve içsel huzursuzluklar gibi birçok rahatsızlığın altında yatan temel faktör kişinin yaşadığı strestir. Uzun bir süre kronik strese maruz kalanların stres sistemleri doğaları gereği, ya duruma ayak uydurarak devre dışı kalır (B grubu) ya da stresli duruma ayak uydurmayarak devamlı aktif kalır (A grubu)."
Sayfa 75 - Doğan Novus·Kitabı okudu
Sağlık
KALIP DÜŞÜNCELERİ SORGULAMAK
~KENDİMCE~ Küçükken akşam saatlerinde tırnaklarımı kesmek istediğimde eve şeytanın musallat olacağını, esnerken ağzımı kapatmadığımda ise ağzımdan içeri şeytan gireceğini söylüyorlardı. Küçüklük ya işte, ben de korkarak söylenen şeyi yapıyordum. Büyüdükçe anladım ki; şeytanın ne tırnaklarımla ne de açık ağzımla bir ilgisi var. Hepsi korkutarak bir kandırmaca. Görgü kurallarını ve temizlik eğitimini korku yoluyla kandırarak vermişler. Açıklayarak değil; kolay yoldan, metafizik bir unsurla korkutarak. Şimdi ise hayatta bize söylenilen, empoze edilen, öğretilen, birçok şeyin aslında öyle olmadığını, yanlış bilgi ve davranışlar olduğunu her geçen gün daha fazla fark ediyorum, anlıyorum. Örneğin, en basitinden toplumsal bir kanı olan şu mesele: Çok paran olması için, zengin olmak için bir işte çok çalışmak gerekir. PALAVRA! 25 yaşımdan sonra artık tamamen yanlışladığım bir bilgi. İnsanı köle haline getirmek için söylenilmiş bir yalan! İşle ilgili bir konuşma geçtiğinde herkese şunu söylüyorum artık; 'Çok çalışarak zengin olunmuyor.' Toplumumuzda kurallar, düzenlemeler küçüklükten itibaren sanki insanlığın doğuşuyla ortaya çıkmış gibi aktarılıyor. Açıklama, sebeplerini söyleme, mantığını belirtme gibi davranışlar uygulanmıyor. Bu durum da düşünmeyi, mantığı kullanmayı, sorgulamayı ortadan kaldırıyor. Sadece bize gösterilen doğrultuda yaşamamıza sebep oluyor. Aklının farkına varan bazı kişiler sonradan kendi çabalarıyla bu durumu görüp yollarını sorgulasa da; toplumumuzun geneli küçüklükten ölüme kadar aynı şekilde yaşıyor. Halbuki, çocukluktan itibaren aklı kullanmak, mantıkla hareket etmek, düşünmek, sorgulamak öğretilse, anlatılsa, açıklansa; hem kişisel hem de toplumsal yanlışların çoğu ortadan kalkacak ve doğrular artacaktır. Kişisel ve toplumsal
Duygu ve Düşünce
"Duyusal yoksunluk, beş duyu organının dış dünyadaki uyaranlara kapatılması halidir. Bu durumda insanların nasıl tepkiler verdiğini araştıran bilim insanı Donald Olding Hebb ve arkadaşları, 1950'li yıllarda Montreal Üniversitesi'nde bir grup insanla bir deney yapıyor. Deney kapsamında sesten tamamen yalıtılmış bir mekânda yalnız kalan bu insanlara, görmemeleri için bir gözlük veriliyor ve dokunma duyularını kullanamamaları için birer eldiven giydiriliyor. Deney süresi 48 saat olmasına rağmen deneye katılan 29 kişiden 18'i yaşadığı stres yüzünden deneyi yarıda kesiyor. Deney sürecinde insanlarla belirli testler yapan bilim insanları, konsantrasyonun birkaç saat içinde bozulduğunu, 24 saat içinde de düşünme bozukluklarının başladığını, 48 saat sonra ise kişilerin düşünemez hale geldiklerini, depresyona girdiklerini ve sanrılar gördüklerini gözlemliyorlar. Bu ve benzeri araştırmalar, dış dünyadaki uyarıcıların yok olduğu ya da monotonlaştığı bir durumda insanoğlunun ciddi bir strese girdiğini gösteriyor. İnsanların hayatlarında her şeyin normal gittiği bir durumda "delirmelerine" de yol açan işte bu monotonluk oluyor. Ve monotonluğa verilen bu stres tepkisi dünyanın birçok yerinde örneğin cezaevlerinde uygulanıyor. Ağızlarına nefes maskesi, gözlerine ve kulaklarına birer "koruyucu", ellerine eldiven takılarak, elleri ve ayakları bağlanan. Guantanamo tutsaklarının resimlerini hepimiz görmüşüzdür. Bu yaptıklarının yalnızca tutsakların emniyeti için olduğunu iddia eden Amerikan ordusu, gerçekte insanlara en korkunç işkencelerden birini yapıyor. İnsanların diğer insanlardan soyutlanarak hücrelerde tutulması ya da Çin işkencesi de duyusal yoksunluk ve monotoni işkenceleridir."
Sayfa 47 - Doğan Novus·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Reklam