~KENDİMCE~
"Eski köye yeni âdet." deyimiyle muhafazakar temelli toplumumuzun gelişim, değişim ve yenilik konusuna yaklaşımını dile getiriyoruz. Bu deyimde olumsuzluk içeren bir yüklem olmasa da söylendiği zaman olumsuzluk algılanıyor, eleştiri anlamında kullanılıyor.
TRT'de adı "Seksenler" olan bir dizi vardı. O dizideki baba karakteri otoriter, dediğim dedik, sabit fikirli bir tipti. En çok kullandığı replik de şuydu: "İcat çıkarma başımıza." Geleneksel Türk aile yapısını iyi yansıtan bu dizinin konusu İstanbul'da, şehir merkezinde geçiyor olsa da muhafazakârlık, geleneksellik pek değişmeden devam ediyordu.
Yobazlık sadece dinî alanda olmuyor. Her düşünce için, her inanç ya da görüş için tutucu ve körü körüne bağlı olanlar için de geçerli oluyor. Farklılığa, yeniliğe kapalı olanlar ve onu aşağılayıp sürekli kötüleyenlere yobaz deniyor. İşte geleneksellik için de bu böyle. Gelenekçi yobazlar hayatın her alanında eskiden gelen alışılmış davranışların, kuralların, eylemlerin kesinlikle değişmemesi gerektiğini, değişirse toplumun tamamen çökeceğini savunur. Örneğin; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan bazı şehirlerdeki evliliklerde hâlâ gelin için başlık parası isteniyor olması. Bu geleneği bitiren şehirler olmasına rağmen hâlâ inatla devam ettirmek gelenekçi yobazlıktır.
Geleneklerin hepsi değişmelidir, hepsi kötüdür demiyorum. Toplumu insanî olarak birlikte tutan gelenekler var. Bunların değişmesi iyi olmaz, zaten gerek de yok. Ancak toplumun ve bireyin gelişimi, iyi yönde değişimi ve yenilenmesi için değişmesi ya da terk edilmesi gereken gelenekler çok fazla: Akraba evliliği, pahalı evlilik ve sünnet düğünleri, berdel, beşik kertmesi, kız çocuklarının okutulmaması, kan davası, ailede küçüklerin söz hakkının olmaması... vs.
Toplumsal gelişim,