「 Serhat Şahiner 」

"Günümüz insanı bir taraftan hiçbir zaman olmadığı kadar bedeniyle meşgulken, bir taraftan da hiçbir zaman olmadığı kadar bedeninden uzaklaşmıştır. Çünkü bu güzellik ve mükemmeliyetçilik diktatoryasında, beden bir bütün olarak algılanmaktan çıkıp parçalara ayrılmıştır. Yani kişi bedenine özen gösterdiğini düşündüğü durumda bile aslında bedenine değil, karın, kalça ya da bacak kaslarına özen göstermektedir. Kişisel mutluluğun, başarının ve huzurun, bedeni beklenilen mükemmelliğe getirmekle eşdeğer tutulduğu bir dönemde yaşıyoruz."
Sayfa 137 - Doğan Novus·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
#DerinBirNefes
"Farkındalık çalışmaları kapsamında insanlara nefes meditasyonu yapmalarını öneriyoruz. Bunun nedeni, bu meditasyonun her zaman ve her yerde yapılabiliyor olması. Çünkü ihtiyacımız olan her an nefesimize müdahale edip kendimizi dengeleyebiliriz. Ve nefesimizin bilincinde olmak yalnızca stresle başa çıkmamızı değil, aynı zamanda yaşamla ve varoluşla temasa geçmemizi sağlar. Çünkü nefes hayattır!"
Sayfa 133 - Doğan Novus·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
"Kapitalizmin en büyük tehlikelerinden birini belki de burada aramalıyız: Her ne kadar küresel olsa da, kapitalizm "dünyasız” bir ideolojik kutuplaşmaya neden olmakta; toplumun büyük bir kesimini anlamlı bir bilişsel haritadan mahrum bırakmaktadır. Kapitalizm, anlamın bütünlüğünü bozan ilk sosyo-iktisadi yapıdır: Anlam bakımından küresel değildir. Sonuçta tam anlamıyla küresel bir "kapitalist dünya görüşü" veya "kapitalist medeniyet" yoktur: Küreselleşmeden çıkarılacak temel ders, kapitalizmin kendini Batı'dan Doğu'ya, Hıristiyandan Hindu veya Budiste her türlü medeniyete uydurmasıdır."
Sayfa 84 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
"Bir seçim/tercih toplumu olarak kendini yere göğe sığdıramayan, ama zoraki demokratik mutabakat karşısına tek alternatif olarak kör bir şiddet eylemini çıkaran bir dünya nasıl bir dünyadır? Sistem karşıtı muhalefetin kendini gerçekçi bir alternatif veya hiç değilse tutarlı bir ütopya olarak ortaya koymak yerine anlamsız bir taşkınlık biçimini alması, bu acı gerçek, çağımıza yönelik ciddi bir sorgulamadır. Tek tercihin kurallara uymakla (öz)yıkımcı şiddet arasında yapılabildiği bir dünyada yere göğe sığdıramadığımız tercih/seçim özgürlüğü neye hizmet etmektedir?"
Sayfa 83 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
İnsana ve Hayata Dair
KÖYLER ARTIK YENİLENMELİ
~KENDİMCE~ "Eski köye yeni âdet." deyimiyle muhafazakar temelli toplumumuzun gelişim, değişim ve yenilik konusuna yaklaşımını dile getiriyoruz. Bu deyimde olumsuzluk içeren bir yüklem olmasa da söylendiği zaman olumsuzluk algılanıyor, eleştiri anlamında kullanılıyor. TRT'de adı "Seksenler" olan bir dizi vardı. O dizideki baba karakteri otoriter, dediğim dedik, sabit fikirli bir tipti. En çok kullandığı replik de şuydu: "İcat çıkarma başımıza." Geleneksel Türk aile yapısını iyi yansıtan bu dizinin konusu İstanbul'da, şehir merkezinde geçiyor olsa da muhafazakârlık, geleneksellik pek değişmeden devam ediyordu. Yobazlık sadece dinî alanda olmuyor. Her düşünce için, her inanç ya da görüş için tutucu ve körü körüne bağlı olanlar için de geçerli oluyor. Farklılığa, yeniliğe kapalı olanlar ve onu aşağılayıp sürekli kötüleyenlere yobaz deniyor. İşte geleneksellik için de bu böyle. Gelenekçi yobazlar hayatın her alanında eskiden gelen alışılmış davranışların, kuralların, eylemlerin kesinlikle değişmemesi gerektiğini, değişirse toplumun tamamen çökeceğini savunur. Örneğin; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan bazı şehirlerdeki evliliklerde hâlâ gelin için başlık parası isteniyor olması. Bu geleneği bitiren şehirler olmasına rağmen hâlâ inatla devam ettirmek gelenekçi yobazlıktır. Geleneklerin hepsi değişmelidir, hepsi kötüdür demiyorum. Toplumu insanî olarak birlikte tutan gelenekler var. Bunların değişmesi iyi olmaz, zaten gerek de yok. Ancak toplumun ve bireyin gelişimi, iyi yönde değişimi ve yenilenmesi için değişmesi ya da terk edilmesi gereken gelenekler çok fazla: Akraba evliliği, pahalı evlilik ve sünnet düğünleri, berdel, beşik kertmesi, kız çocuklarının okutulmaması, kan davası, ailede küçüklerin söz hakkının olmaması... vs. Toplumsal gelişim,
Duygu ve Düşünce
Reklam