Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
Zindan iki hece, Mehmed’im Iâfta!
Baba katiIiyIe baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
HaIimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı? .. BeIki… Daha öImedim!
AvIu… Bir uzun yoI… TuğIa döşeIi,
Kırmızı tuğIaIar aItı köşeIi.
Bu yoI da tutuktur hapse düşeIi…
Git ve geI… Yüz adım… Bin yıIIık konak.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift doIu gözIerde karanIık kat kat…
YaInız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikIer okşamaz mâdem;
Öp beni aInımdan, sen öp seccâdem!
Çaycı, getir, iIâç kokuIu çaydan!
Dakika düşeIim, seneIik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin
Kral: Gitme. Seni bakan yaparım
Küçük Prens: Ne bakanı
Kral: Adalet bakanı
Küçük Prens: Ama burada yargılanacak kimse yok ki
Kral: O zaman sen de kendini yargılarsın...
Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan güçtür. Kendini yargılamayı başarırsan gerçek bilgesin demektir...