Sr. Ceng

Puan vermedi·272 syf.··
2025 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 17:06
·
1932 yılında yazılmış eser, adeta günümüz tüketim kültürüne evrimi tasvir etmekte; ilâhi düşünceye de zihinde bir yer açmaktadır. Herkesin tektipleştiği, yalnızlığın reddedildiği, kitleden olmanın gerekliliği ve ahlâkî değerlerin reddi gibi birçok konuda, o zamandan başlayan Amerikan hegemonyasının dünyaya dayattığı tüketim kültürünün göz önüne serildiği kitabı okurken, geçmişten günümüze yansıtılan bir ışık kaynağı olduğu düşüncesinin yanı sıra, kitapların geleceği anlamlandırabilmek ve yaşamadan anlayabilmek, çağın ilerisinde yaşamak için ne kadar elzem olduğunu kanıtlar nitelikte. Henüz yazıldığı dönemde başlayan kültürün nereye evrilebileceğini gösteren kitap, hem günümüz hem de daha da gelecek hakkında varlığını koruyacağa benziyor. İçimizde usulca düşündüğümüz, sürekli eleştirdiğimiz bu sistemin parçası olmaktan kurtuluşun yolu, ilkellik gibi duruyor.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Reklam
İnsanlar yaşlandıkça neden tanrıya yönelir?
Gençlik çağında ihtiraslarımız ve arzularımız, heyecanın ve aşırılığın en keskin hâlini alır. Kanımız hızla akar, duygularımız coşkun bir nehir gibi taşar. Hayata tutunmak için fazladan bir sebebe ihtiyaç duymayız; çünkü zengin olmak, güzel bir eşe sahip olmak, dünyayı değiştirmek gibi yalnızca “dünya için geçerli” ihtirasların peşinden gideriz. Fakat yıllar ilerledikçe bu ateş yavaş yavaş sönmeye başlar. Gençliğin getirdiği o dinamik duygular, yerini daha durgun bir hâle bırakır. Zihin berraklaşır; gençlik arzularının ve duygularının ördüğü bulutların ardından, daha kalıcı ve bizi asla yanıltmayan hakikatin ışığı görünür. O hakikat, çoğu kişi için inançtır. Çünkü inanç, hem kapsayıcı hem de devamlıdır. Böylece yaşlılığın beraberinde getirdiği o duygu yitimi, bizi daha mantıklı olmaya sevk eder. Mantık, geçici olana değil, kalıcı olana meyleder. *Cesur Yeni Dünya kitabının ışığında oluşan bir parıltıdır.*
Gerçekten, ben bile yazabilirdim bunu; neden yazmamışım? sonuçta aynı hissediyorum, kesinlikle tam kitapta yazdığı gibi hissediyorum, tam olarak aynı durumdayım üstelik, misal olarak söylüyorum, hikayedeki zavallı Samson vırin gibiyim.
Sayfa 96·Kitabı okudu
9/10
·68 syf.··
2025 6. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 23:03
·
İki felsefî çatışmanın işlendiği kitapta, bu felsefelerin temsilcisi olarak da iki karakter önümüze çıkar. Birisi, hayatı hep kestirme yollarla geçen, acı duygusunu tatmamış ve toplumsal yargılara maruz kalmamış, daha güvenli bir alandan — statü açısından üst sayılabilecek bir konuma — gelmiş Dr. Andrey Yefimic’tir. Diğer karakterimiz ise acıyla boğuşmuş, hayatta hep sendelemiş ve şizofreni hastası bir karakter olan İvan Dmitriç’tir. İki karakterin ortak noktası, üst bir amaç arayışında olan, okumayı seven, entelektüel kişilik olmalarıdır. Farklı yönleri ise yaşadıkları hayat dolayısıyla edindikleri felsefelerdir. Bir tarafta, "Acı hissedildiği kadar acıtır, umursanmadığında yok olur." düşüncesini benimsemiş ve buna göre bir hayat sürmüş olan; bu düşünce sebebiyle de kasabada işleyen kötü düzeni değiştirmeyi gereksiz bulan Dr. Yefimic vardır. Diğer tarafta ise bu düzenin kurbanı olan ve acıyı insanın gelişimi oranında artan bir duygu olarak gören, buna tepki vermeyi insanlığın gereği sayan İvan Dmitriç vardır. Bu iki yaşamın felsefesinin konu edindiği kitap, dönemin aydınlarının hayattan kopuk yazılar kaleme almalarını iğnelemiştir. Hayat, dışarıdan bakıp üstenci idealar yaratılacak bir yer değil; içine girilip yükünden sırt büken bir gerçekler diyarıdır. Bu sebeple aydınların ve filozofların hayattan kopuk olmaması elzemdir. Yoksa yok olmaya mahkûmdurlar.
2024 Okuma Raporları
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma