Lisa Gardner Yeterince polisiye kitap okuduğumu düşünüyorum. Polisiyelerde genelde olayın heyecanlı kısımına gelene kadar bir sıradanlık ve sıkılma olabiliyor. Fakat lisa gardner kitaba öyle bir giriş yapıyorki kitabın başından sonuna heyecan hep yükseklerde. Ayrıca merak ettirme becerisi de kitabın her bölümünde iyiydi. Ters köşe bir sonu olması da cabası. İyi okumalar.
Olaylar cumhuriyetin ilan edilmesinin akabinde resmediliyor. İnce memed serisi toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan serilerden birisi bence. Para ve toprak sahipleri köylüleri nasıl eziyor, adalet sistemini kendi lehlerine nasıl işletiyorlar, devlet kademesindeki her bir memur bu toprak sahiplerinin ağızlarının içine nasıl bakıyorlar hepsi tek tek betimlenmiş. Yasama yürütme ve yargının daima güçlünün yanında olduğunu, sosyal ve halkçı devlet sisteminin nasıl çöktüğünü, parası yoksa bir köylünün ölüp bittiğinin bir nişanesi gibi yüzümüze çarpıyor. Kölelik sisteminden hallice bir durumun yaşandığını görüyoruz. Bir toprak sahibi köylülerden işine yarayanı yanına alırsa o köylünün karnı doyuyor. Geri kalanlar yarı aç yarı tok yamalı elbiselerle günlerini geçirmeye çalışıyorlar. Devletin bütün aygıtları ve uzantılarındaki memurlar (asker, hakim, kaymakam vs.) toprak sahiplerini korumayı seçerek kendilerine güç dengesinin içinde yer edinmeye çalışıyorlar. Toprak sahipleri ile devlet yetkilileri birbirlerinin işlerini daima bir öncelik çabası içinde gördürüyorlar. Halk veya köylü onlar için lazım olduğunda kullanılacak işi bittiğinde bir kenara atılacak köleden başka birşey değil. Kesinlikle okunması gereken bir Türk Klasiği.
Tarih sever olarak, her ne kadar mitolojik Türk tarihinden bir kitap okuyacağım için heyecan duysam da kitabın ilk 10 sayfasında butun heyecanım sona erdi. Hayran olduğum bir alanda yazılmış olması kitaba katlanabilmeme yetmedi. Dildeki yavanlık ve acemilik beni kitaptan soğuttu.
Aslında islam kültürünü yakından bilen ama sevgi beslemeyen, islam dünyasındaki bir catlaktan yararlanarak o çatlağı sunniler üzerinden hassas değerlere dokundurarak büyütmeye calısan bir yazar. Son peygamber ile ilgili dil hassasiyeti yok. Sanki kendi kralından bahseder gibi bahsediyor. Şii tarafı destekleyen bir kitap olarak yazıldığını açıkça belirtseydi onunbilerek okurdum. Şiilerle ilgili bi problemim yok ama ortalığı kızıstıran bir üslupla holiganik bir ortam yaratmaya sebep olabilecek bir kitap. O dönemlere ait tarihsel olayları okuyabilirim derken kendimi sunniler üzerinden yapılan saygısız bir magazin kitabının içinde buldum. İslami değerlere saygı duyulmadığı da aşikar. Amaç ortalığı kızıstırmaktan baska bisey değil gibi geldi.