İnsan Tek Başına Eksiktir
İnsan komün olmalı, kolektif olmalı, cemaat olmalı; hiç değilse çift olmalı. Çünkü tek başına kalan insan, eksilir; varlığının bütünlüğünü ve anlamını kaybeder. Yalnızlık, çağımızın bireyci modernitesinin icadı iken, insanın fıtratı bir aradalıkla, toplulukla yoğrulmuştur.
Aristoteles: Politik Hayvan
Antik Yunan’ın büyük filozofu Aristoteles, insanı “zoon politikon” yani politik hayvan olarak tanımlar. Bu ifade, insanın doğası gereği toplum içinde yaşamak zorunda olduğunu, yalnız kalanın ya hayvan ya da tanrı sayılabileceğini anlatır. Çünkü Aristoteles’e göre adalet, ahlak, erdem gibi kavramlar ancak bir toplumun içinde varlık kazanabilir. Yalnız başına yaşayan biri, ne erdemi öğrenebilir ne de adaletin anlamını kavrayabilir.
Farabi: Erdemli Şehir
İslam düşünürlerinden Farabi de benzer bir çizgide, “erdemli şehir” anlayışını geliştirmiştir. Ona göre insan, tek başına kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz. Gıdaya, barınağa, eğitime ve güvenliğe muhtaçtır. Bu ihtiyaçların karşılanması ise ancak topluluk halinde mümkündür. Farabi, insanların bir araya gelerek oluşturdukları düzenin erdemli olmasını, bireyin tek başına bulamayacağı hakikati toplulukta bulmasını öğütler. Çünkü tek başına kalan insan, hayatta kalma imkânını bile kaybeder.
Marx: İnsan ve Kolektif Emeğin Ruhu
Modern çağın eleştirmeni Karl Marx ise insanın özünü, toplumsal ilişkiler içinde tanımlar. Ona göre “insanın özü, tek tek bireylerde değil, onların toplumsal ilişkilerinde saklıdır.” İnsan emeği ancak kolektif olduğunda değer kazanır. Kapitalizmin bireyci düzeni insanı yalnızlaştırarak, onu hem emeğinden hem de insani özünden koparır. Yani insan, bir başına değil, başkalarıyla beraber üreterek anlam kazanır.
Fromm: Sevgi ve Bir Aradalık
20. yüzyılın önemli düşünürlerinden