Ahmet Serkan Mercimek

Ahmet Serkan Mercimek
@Serkanus
İnanç, bütün metalardan üstündündür.
Şaşırdım Kaldım İşte - Yavuz Bülent Bakîler
sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla bazen sessiz sevdasın ipekten kanatlarla ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarda adını yazıyorum bulduğun fırsatlarla yüreğimin başına noktalarla, hatlarla başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla ne olur bir gün beni kapından olsun dinle öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle çarpsan kara sevdayı en azından yüzbinle nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle ama her defasında geri döndüm seninle hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle
Sayfa 141·Kitabı okudu
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Ayşe Bülbülün Suçu Ne?" - Bülbülü Öldürmek
7/10
·360 syf.··
2025 9. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 14:30
İnsan bazen, adaletin terazisinin kırık olduğunu ancak masumların kanıyla fark eder. “Bülbülü Öldürmek”te gördüğümüz şey, işte bu kırık terazinin önünde sergilenen bir tiyatro. Bülbül, sesinden başka silahı olmayan, kimseye zararı dokunmayan bir varlık. Onu öldürmek, hem masumiyetin hem de insanın kendi vicdanının katledilmesidir. Hikâye, çocuk gözüyle anlatılır; çünkü bir çocuğun gözünde dünya siyah ve beyazdır. Fakat büyüdükçe, renklerin birbirine karıştığını, kötülüğün çoğu zaman “haklı” kılıflara büründüğünü görürüz. Scout ve Jem’in yaşadığı dönüşüm, aslında her insanın kendi hayatında geçirdiği o acı eşiği temsil eder: Masumiyetin çatladığı, adaletin aslında herkes için eşit olmadığını anladığımız an. Kasabanın insanları, kendi korkularını ve nefretlerini adalet diye pazarlayan küçük tanrılardır. Irkçılık burada sadece bir bağlam; asıl mesele, insanın kendi önyargısına köle olmasıdır. Tom Robinson’un suçsuzluğu apaçık ortadayken, onu mahkûm eden şey, deliller değil, toplumun gözündeki rengi olur. Demek ki insanın gördüğü değil, görmek istediği gerçektir. Boo Radley ise hikâyenin diğer yüzüdür; gölgelerde saklanan, yanlış anlaşılmış iyilik. Toplumdan uzak durur, çünkü bilir ki kalabalıklar merhameti anlamaz, onu çiğner. Ama doğru an geldiğinde sessizlikten çıkar ve masumları kurtarır. Sonra da tekrar karanlığına döner. Bu, bana hep şunu düşündürür: Bazı iyilikler alkış için değil, görünmeden yapılır; ve belki de en sahici iyilik budur. Sonunda anlarız ki, “bülbülü öldürmek” sadece bir hayvanı öldürmek değil; umut, güven ve insafı da öldürmektir. İnsan, kendi bülbülünü öldürdüğünde artık sadece yaşayan bir beden kalır, içinde şarkı söyleyen ruh çoktan susmuştur. Bülbülü Öldürmek
1000Kitap
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınları · 202388,7bin okunma

Ahmet Serkan Mercimek

, bir kitap okudu
7/10
·360 syf.··
65 günde okudu
·
2025 9. kitabı
Harper Lee
8.3/10 · 88,7bin okunma
Bana neyden ve nasıl olduğunu anlatm, bana ne için olduğunu cevapla!
Vahdet: Toshihiko Izutsu’ta göre Tasavvufun Kalbindeki Birlik
7/10
·122 syf.··
2025 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 13:50
Tasavvufun en temel kavramı olan vahdet (birlik), Toshihiko Izutsu’nun düşünsel analizinde yalnızca bir metafizik iddia değil, aynı zamanda bir bilinç dönüşümü olarak karşımıza çıkar. Ona göre tasavvuf, evrenin ve varlığın parçalı görünen yüzeyinin ardında yatan derin ve mutlak bir birliğin idrakidir. Vahdet, aklın değil, arınmış kalbin anlayabileceği bir sırdır. İzutsu, İbn Arabî üzerinden inşa ettiği analizinde, evrende hakiki varlık olarak yalnızca Allah’ı tanımlar. Diğer tüm varlıklar, O’nun isim ve sıfatlarının tecellisinden ibarettir. İnsan da dahil olmak üzere tüm mevcudat, bu mutlak varlığın çeşitli yansımalarıdır. Çokluk, sadece göreli bir görüngü, yani zahirî bir çeşitliliktir. Hakikatte ise yalnızca “el-Vâhid”, yani bir olan Allah vardır. Bu anlayış Vahdet-i Vücûd doktriniyle temellenir: Varlık bir tanedir ve o da Allah’ın varlığıdır. Tüm mahlukat, bu varlığın çeşitli aynalarda beliren yansımalarıdır. İzutsu, bunu açıklamak için ayna metaforunu kullanır: Allah’ın isimleri ve sıfatları, evrende yansıyan ışıklar gibidir. İnsan, bu yansımaların en yoğun şekilde toplandığı bir merkez aynadır. Bu nedenle “insan” evrenin özeti, yani mikrokozmos olarak görülür. Bu bağlamda bilgi anlayışı da değişir: Gerçek bilgi (ma’rifet), nesneleri tanımak değil, onların ardındaki ilâhî hakikati tanımaktır. Tasavvuf ehli, okumakla değil, olmakla ilerler. Yani sûfi, bilgiye ulaşmak için benliğini eritmeli, varlığını Allah’ta yok etmelidir. Bu hâl, “fenâ fillâh” (Allah’ta yok oluş) ve ardından gelen “bekâ billâh” (Allah ile baki kalış) makamlarıyla tanımlanır. Toshihiko Izutsu’ya göre bu düşünce sadece İslâmî değil, aynı zamanda evrensel mistik geleneklerle paraleldir. Zen Budizmi’ndeki “kendiliğin yokluğu” ya da Taoizm’deki “birlik içinde akan düzen” kavramlarıyla tasavvuf
Tasavvufun ÖzüToshihiko Izutsu · İnsan Yayınları · 202514 okunma