Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Yaktığımdan daha büyük ateşlerde yandım..." Yorgun bir hayvanım, alevden bir kırbaç böğrüme iniyor. Şairlerin metaforlarının asıl anlamını buldum. Her gece kendi kanımın yangınında uyanıyorum.
Adam bedenine kötü davranıyormuş. Çok kötü.
Kollarını jiletliyormuş. Tırnaklarını makaslarla acıtıyormuş. Kırmızı lekelerle doluymuş bedeni.
Neden derlermiş, neden kötü izler bırakıyorsun bedenine? Ayıp değil mi, değil mi günah? Adam gülermiş, bedenim fanidir siz işinize bakın dermiş.
Eriyip çürüyüp yitip gitmeyecek mi bedenimiz?
Kalıcı olan ruhumuz değil midir?
Aradan uzun siyah düzenli bulutlar geçmiş. Ve ruz-ı mahşerde görmüşler adamı. Ağlıyormuş adam. İnsanlara üzgün bakıyormuş. Ruhu kırmızı lekelerle, eziklerle, çürüklerle doluymuş adamın.
Çok üzgünmüş adam.
Çok.