Bulutlar geldi.Yumdu gözlerini Adem, sonra açtı. Bulutlar bir varlardı bir yoklardı. Adem bir bulutlara bir gölgeye baktı. Suretten sirete. Kesretten vahdete. Çoktan Bir'e. Gölgeden ışığa. Nakıştan nakkaşa. Bir dünyayı gördü bir cenneti hatırladı. Bir resim. Bir suret. Bir vehim. Cennete vuku bulmuş bir bahse mevzu olan insanın hatırladığı rüya. Bildi yaradılışının ve macerasının hikmetini. Asıl, sürgüne göre sıla olan makamdaydı.
Hamuru ahenk ve düzen üzere yoğrulmuştu Adem'in.Ve insan olan ancak kendi doğasındaki ahenkte, düzende, güzelde, iyilikte dinlenebilirdi. Oysa: insanın kendi doğasına ayrıkı davranışı. Kendi kendisine yabancı kalışı, Kalbin kendini inkarı. Hiç ummadığı yerden yara alışı. Hiç ummadığı kadar zalimce yaralayışı. Kınadığını kendinde tekrarı. Bir yanıyla en güzel olanın hemen ardından en çirkin olması. En güzeli yaşatanının en korkuncu tattırması. Yasak meyvenin tadına bakışı hasılı. Başkaldırışı. Zulüm, başka neydi ki?