İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası adlı eseri, Türk edebiyatında postmodern tarihî roman ve felsefi kurgu türünün örneklerinden biridir. Eser, 17. yüzyıl Osmanlı İstanbul’unun yeraltı dünyasını, dilencilerini, casuslarını ve denizcilik terminolojisini harmanlayan ağır ancak ritmik bir dile sahiptir. Romanın yapısal kurgusu, iç içe geçmiş mikro hikayelerin felsefi bir üst kurmaca düzleminde (matruşka modeli) ana olay örgüsüne kusursuzca bağlanması esasına dayanır. Doğrusal olmayan bu anlatıda yazar, René Descartes’ın şüphesini ve epistemolojik varlık felsefesini ters yüz ederek “Düşünüyorum, öyleyse varlar” tezi üzerinden rüya ile gerçeklik arasındaki ontolojik sınırı sorgulamaktadır. Tasavvuf felsefesindeki vahdet-i vücud ve âlemin bir gölge oyunu olduğu düşüncesiyle de paralel giden bu edebi metin, kader, irade ve kehanet kavramlarını rasyonel bir zemin üzerinden tartışmaya açar.
Eserin tür analizi, öne çıkan temaları, okuma zorluk derecesi ve İslam felsefesine yönelik katmanlı yaklaşımları gönderideki görsellerde detaylı olarak incelenmiştir; çalışmayı faydalı bulduysanız kaydedebilir, takip edebilir ve paylaşabilirsiniz. #ihsanoktayanar #roman #kitapalıntıları #kitapönerisi Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar