Arkamda bıraktığım otuz küsür sene şunu öğretti bana. Doğup büyüdüğü yere ait değil insan. Acı çektiği ya da çok mutlu olduğu yere de ait değil. İnsan, olmak isteyip de olamadığı yere ait. Şey gibi bir his işte bu. Çok, çok susamak gibi. Siz anlamazsınız bu hissi. Bir tek o anlar.
Söyleyecek şeyimiz olmadığından değil, söyleyecek çok şeyimiz var aslında. Ama; bugüne kadar anlattıklarımız hiçbir işe yaramadığından, konuşmak istemiyoruz.
"Demem o ki, şimdi ben sana kalk gel demem.
Beklerim hep ama gel demem. Diyemem. Çünkü öyle öğrendim. Canım çok yanıyor şu an. Eğer gelirsen, sarılırsan bana, yapıştırırsan kafamı göğsüne, ortalığı ayağa kaldırırcasına ağlarım. Ama gel demem. Diyemem. Öyle öğrendim çünkü. Öyle büyüdüm."
"Biri size 10 lira verebilir, bir başkası da 20 lira. Büyük ihtimalle 20 lira verenin sizi daha çok önemsediğini düşüneceksiniz. Ama işin başında 20 lira verenin 200 lirası olduğunu, 10 lira verenin ise sadece 10 lirası olduğunu göremiyorsanız... işte bu yüzden hep kaybedeceksiniz." (Anonim)