İnsanı tanımak ve anlamak… Bunun için kendini bilme-tanıma yoluna düşmek… Geçtiğimiz yolları yadırgamadan, yargılamadan, yola ve yolculuğa şahitlik etmek…
Yola ve yolculuğa şahitlik etmenin yanında kendini de keşfetmek… Kendisiyle tanışmak…
Kabul edelim ki bu meşakkatli bir yolculuk. Ama asla imkânsız değil.
Kayla, on yedi yaşına girdiğinde, ilk kez gördüğü babasıyla, yabancı bir şehre taşınır. Bu yeni şehirde yaşadığı zorluklar karşısında, hiç beklemediği bir çocuk hep yanında olur. Meriç, etrafına ördüğü sağlam duvarlar arasında yaşayan, yalnızlığı seçmiş bir çocuktur. Kayla ilk kez bir erkeğe güvenir. Meriç'in sırlarla dolu hayatı onu düştüğü karanlığın derinliklerinden yukarıya çekerken, yanlışlar doğru gözükür. Ta ki Kayla, isminin anlamına yakışır bir şekilde yaşamadığını fark edinceye dek…