Bachofen’in iddiasına göre, insan toplumu başlangıçta anaerkildi ve mutlak güç annelerdeydi; anne çocuk bağı, kültürün, dinin ve bir arada yaşamanın temel kaynağıydı ancak gitgide baba çocuk bağlantısı daha önemli görülmeye başlandı ve (Bachofen’in görüşüne göre) daha üstün ataerkil yapılar geliştirildi. Bachofen’in ilkel anaerki konusundaki düşünceleri, anaerkillikten ataerkilliğe iki aşamalı bir süreçle geçildiğini varsayan sosyalist Friedrich Engels tarafından da kabul gördü. Anaerkil kültürlerde mallar ortaktı, ancak tarımın ve hayvancılığın yayılmasıyla erkekler mahsulün, hayvanların ve arazinin üzerinde hak iddia etmeye başladılar. Böylece özel mülkiyet kavramı gelişti.
Örneğin bazı babun gruplarında, dişi akrabalar bir arada yaşayarak birbirlerine yardım ederken, diğer bazı gruplarda akrabalarından ayrılırlar ve bu durumda erkekler dişiler üzerinde başarıyla egemenlik kurar. Ne var ki bu ‘doğal’ değil, öğrenilmiş bir davranıştır. Bilim insanları, dişi akrabalarıyla birlikte yaşayan dişi bir babunu, dişi akrabalarıyla birlikte yaşamayan bir grubun içine bıraktıklarında kısa sürede, onu tehdit eden, ısıran en güçlü erkeğin peşinden gitmeyi öğrendiğini görmüşlerdir.”