Yakup Kadri okumasına ilk olarak Sodom ve Gomore ile başlayarak büyük bir hata yapmış olsam da zararın bir yerinden döndürmeyi başardım. Bu dönüş Yakup Kadri'nin Yaban kitabını tekrar elime almamla oldu.
Öncelikle yaban nedir? Kimlere denir? Kitabı okumadan önce Anadolu'nun o haşin, kurak bozkırını kastederek kitabın adını Yaban olduğunu düşünürdüm hep. ( Pekala bu da olabilirmiş, neden olmasın! Ama olmamış.) Durum şöyle ki, tıpkı antik Yunanlıların kendi dillerini bilmeyen herkese, her yabancıya "barbar " demesi gibi Anadoluluların da kendi köyünden olmayan, başka yerden gelen kişiye "yaban" derlemiş. Bu yüzden Ahmet Celal Osmanlı imparatorluğu için cepheden cepheye koşmuş hatta bu uğurda kolunu kaybetmiş, vatanın en saf duygularla kurtarma çabasına girmiş olsa da, köylüye kendisinin yaban olmadığını, hepimizin aynı olduğunu, aynı vatan üzerinde yaşadığını anlatamaz. Hem nasıl anlatsındı! Halk nasıl bilsindi? Halk Osmanlıyı, halifeyi yıldan yıla gelen vergi toplayan öşürcüden bilir sadece. Başka da Osmanlı yüzü görmemiştir. Ahmet Celal de onlardandır. Kimlerden mi? Türklerden... köylü ise İslamdır, elhamdülillah.. o dedikleri Haymana'da yaşarlar. Böyle bir dönemde Türklük bilinci de yoktur, Mustafa Kemal ve arkadaşları da çetecidir. Köylü sadece kendi köyünü bilir. Anadolu köylüsü ile İstanbul okumuş aydını arasında yazar; bir İngiliz ile Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyük bir fark vardır der... Bence de kesinlikle haklıdır! Bunun tek sorumlusu olarak halkı değil aydın okunuşu da sorumlu tutar ancak konumuz bu değil.
Anadolu'nun 1922 yılındaki bu serencamını üzerine yazılacak pek çok şey vardır ancak fazla uzatmaya gerek yok...
Okurken mest olacağınızı sayfaları birbiri ardına nasıl çevirdiğinizi anlamayacağınızı düşündüğüm bir kitap. Ve