Buraya bağlanmış kalmışsınız, hiçbir yere gidemezsiniz. Ne ilerleyebilir ne geri gidebilirsiniz. Ancak, ben öyle değilim. Yapmam gereken bir iş var. Yerine getirmem gereken bir görev. O yüzden, izninizle ben ilerleyeceğim.
Kitabı herkesin önerdiğini görünce okumak istedim.
Hikayeye bir tren istasyonunda başlayan kitap, bizi üç farklı kişinin ağızından anılarla baş başa bırakıyor. İlk okumaya başladığımda çok ilgimi çekti. Aile bağlarını işleyen ve mekanları da güzel yerlerden seçilen bir kitabın akıcı ve sürükleyici olacağını düşündüm. Yalan yok kitap ilerledikçe pozitif düşüncelerim hafif hafif çatırdamaya başladı. Kitabın son sayfaları beni çok etkilese ve her şeyin bağlantısını kafamda oturtsa da , hikayelerin en heyecanlı yerinde anlatıcının değişmesinden midir yoksa yazım dilini sevmememden mi nedir bir türlü istediğim zevki alamadım. Buna rağmen genel hatlarıyla beni sıkmayan bir kitap oldu. Kitabı bitirdiğinizde ben bunu niye okumuşum demeyeceğinizi düşünüyorum. Yapbozun parçaları gibi her şeyi yerine yerleştirip size el sallıyor Malma Sokağı. Sonlara doğru hafif bir dumura uğruyorsunuz ve inceden bir buruklukla kitaba veda ediyorsunuz.