"Baylar, ben şimdi size, ister dinlemek isteyin, ister istemeyin, neden bir BÖCEK bile olamadığımı anlatmak istiyorum. Tüm içtenliğimle söylüyorum, ben pek çok kez bir böcek olabilmek istedim. Ama bunu bile başaramadım. Yemin ederim ki baylar, her şeyi böyle fazla anlamak hastalıktır, hem de gerçek, tam bir hastalıktır.". Kitapta bu sözü gördüğüm zaman beni anlattığını anlamıştım. Nasıl hissettiğime dair, anlatamadığım düşüncelerime resmen bir ses olmuştu.
Hep aynı şey... Kâh bir umut kıvılcımı parlıyor, kâh bir keder deryası kabarıyordu; hep ağrı, hep ağrı, hep keder ve hep aynı şey... Yalnız kalmaktan içi sıkılıyordu. Birisini çağırmak istedi. Ama başkalarının yanında daha kötü olduğunu önceki deneyimlerinden biliyordu. “Bari gene morfin verseler de kendimden geçsem. Doktora söyleyeyim, bulsun bir şey. Dayanılmaz buna... dayanılmaz!”