Nazım Hikmet bir mektubunda Piraye’ye şu şiiri yazar.
“Senin adını Kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
ne de başı bulutlarda bir çınar,
Belki avluda bir ağaç bulunur ama gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.”
Burjuva dünyasındaki erkekler, bir kadına gerçek anlamda hayranlık duymadan, sadece gördükleri güzel kadına karşı cazip kahkahalarını ve cilveli saygılarını sunarlardı.