Yılanların Öcü Fakir Baykurt'un kitabın önsözünde belirttiği gibi kendisinin birçok okuma yaparak farklı bir üslupla yazdığı bir roman. Bahsi geçen üslubu tiyatro eserlerinin yazımında kullanılan üsluba benzetmekle beraber kısa kısa cümlelerin romanı okumayı kolaylaştırdığını söyleyebilirim fakat bu üslubun bana fazla basit geldiğini de belirtmek isterim yazar düşüncelerinin yanlış anlaşılmalara kurban gitmesini pek istemektedir anlaşılan. Dilin basitliğinin aksine romanda kullanılan çeşitli sözcüklerin fazlaca bilinmedik olması okumayı zorlaştıran bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır, romanı okurken sözlük ihtiyacı hissedebilirsiniz keza ben kitabı okuma aşamasında internetten sık sık kelime araştırması yaptım ancak kitabı bitirdikten sonra kitabın sonunda bulunan sözlüğü fark edebildim :)
Roman Deli Haceli'nin Irazca'nın oğlu Bayramı'n evinin önüne ev yapmak istemesi üzerine arap saçına dönen olayları konu edilmektedir. Haceli her ne kadar aşağı mahallenin illetinden kurtulmak amacıyla köy içine Bayram' ın evinin önüne ev yapmak istemekteyse Bayram ve anası Irazca da Deli Haceli'nin onların evlerinin önüne yapılması planlanan evi bir o kadar istememeleri söz konusudur. Ortada bir çıkar çatışmasıdır gitmekte, her iki taraf da başlar birbirine zarar vermeye ve bu kavga iki tarafı da zarar ziyana sokmuş bir şekilde son bulur. Her ne kadar bir sonuca varılmış olsa da ziyan büyüktür; kiminin hayalleri, kimin istekleri, kiminin parası, kiminin emekleri, kiminin sağlığı, kimin ise psikolojisi bu savaşa kurban edilmiştir, olan yine fakire, köylüye olmuştur. Kitap bu bakımdan köylerin yönetimindeki eksikliklerin, çıkar uğruna yönetimin kullanılmasının doğurduğu adaletsizliklerin, ezilen ve birbirine düşürülen köylünün durumunun bir eleştirisidir. Yılanların Öcü aslından